iki eşittir bire

"Nous sommes nos choix."

"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

12 Mayıs 2015

Fyodor'un yeraltısı

öte yandan, aklı başında bir insan en çok neden söz eder, zevk duyar, biliyor musunuz?
cevap: kendinden.
bu nedenle, şimdi ben de kendimden söz edeceğim...

Gerçek, tam bir hastalıktır. Sıradan bir bilinç insanın yaşamı için fazlasıyla yeterlidir.

Gelgelelim, ne kadar uğraşırsam uğraşayım asıl suçlunun hep ben olduğum sonucu çıkıyordu ortaya, ayrıca olayın en utanılacak yanı da, (ne demeli, doğa yasası gereği) suçsuzken hep benim suçlu olmamdı. Çünkü, önce çevremdeki herkesten daha akıllı olduğum için suçluydum.

Ölesiye kıskanırım böyle bir insanı. Evet aptaldır, bu konuda sizinle tartışacak değilim, ama olağan bir insan aptal olmak zorundadır belki, nereden biliyorsunuz? Belki çok da güzel bir şeydir bu.

Bir ara zorla aşık olmak istedim. Hatta iki kez. İnanın büyük acılar çektim baylar. Ruhumun derinlerinde acı çektiğime inanamıyordum, şakacı kıpırdanmalar oluyordu içimde.

İnsanda yalnızca duyguların çeşitliliğini çoğaltır uygarlık.

Tutalım ki, insanın yaptığı tek şey bu iki kere iki dördü aramaktır. Yüzerek okyanusları geçiyor, bu yolda ölümü göze alıyor, ama onu gerçekten bulmaktan da inanın çok korkuyordur. Onu bulunca arayacağı başka bir şeyin kalmayacağını hissetmektedir çünkü.

İki kere iki dört bence küstahlıktan başka bir şey değildir.

Belki gerçekten acı çektiğiniz olmuştur, ama acınıza hiç saygınız yok.

Yeraltım var benim, o yeter bana.

Ve evime başın dik, özgürce,
evimin kadını olarak gir.

Neden ne için ille de yazmak istiyorum?
anlatacaklarım kağıtta daha bir görkemli duruyor, kendimi daha iyi yargılayacağım, bir de deyiş güzelliği eklenecek buna. Ayrıca yazarak belki gerçekten hafifleyeceğim... Nedense onu(hatıra) yazıya dökersem yakamı bırakacağını düşünürüm. Neden denemeyeyim ki..

Ölü doğmuş insanlarız biz ve uzun zamandır canlı babaların çocukarı değiliz, giderek daha çok hoşlanıyoruz böyle doğmuş olmaktan.Zevk duyuyoruz bundan. Çok yakın bir gelecekte bir şekilde düşüncelerden doğmanın bir yolunu bulacağız. Ama yeter artık; "yeraltından" daha fazla yazmak istemiyorum.


2 yorum: