iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

29 Aralık 2013

Kendini bilmezcilik

-Dünya senin çevrende dönmüyor kendini merkezde sanma tamam mı?

İlk duyduğum an alışılagelmiş bir cümle olduğundan "evet ya..."desem de biraz sonra içime sinmiyor bu cevabım.Düşünmeye başlıyorum- ve bir saatin sonunda şunda karar kılıyorum ki, yanılıyorsun tatlım. 
Dünya hakikaten, gerçekten, inan ki benim çevremde dönüyor.
Bana kontrol manyağı diyebilirsiniz, zamana hükmettiğimi söylediğimde gülüp geçmiş de olabilirsiniz ama ne şanslıyım ki dünya evet evet koskocaman- güneşin etrafında dönen- kendine ait uydusu bulunan gezegen tam olarak benim etrafımda dönüyor.  
Çünkü gece ben uyuduğumda gelir.
Gün ben uyandığımda doğar. 
Soğuk ben üşüdüğümde vardır.
İnsan bulmak istediğimde ortaya çıkar.
Dünya ben öldüğümde durur.

Şuan saatinizi beş saat geri alsanız, tarihi de 100 yıl ileri ve gününüzü buna göre yaşasanız, kim size yaşamıyorsunuz diyebilir ki?

Tüm dünyevi düzenlerden arınmışken, zorunluluklardan kurtulmuşken- kafesinizin kapılarını ardına kadar açtığınızda-

dünya sizin etrafınızda döner..

Esra Uçar

22 Aralık 2013

İki kişi bir sırra çok

Sana öyle bir sır söyleyeceğim ki, cümlemi bitirdiğim anda çevrendeki her şey teker teker şekil değiştirmeye başlayacak. Öyle bir sır ki bu, geceleri "Nasıl olabilir ki,olamaz böyle şey!" diyeceksin.
Kendi bakış açını kenara bırakıp üçüncü göz gibi bakacaksın anlatılan her şeye.
Tanrıcılık oynamaya başlayacaksın.
Birine söylememen gerek ya, cümlenin tüm kelimelerini ezberlemeye çalışacaksın ama basit basit değil gözünde büyüyecek bu olay; bir labirentte gezermişcesine, ince ince, sonradan bulma umuduyla arkanda işaretler bırakarak düşüneceksin.
Sana söylediğim için de öyle bir gurur duyacaksın ki kendinden; hatta biraz da böbürlenerek, istesen kitleleri oynatabileceğini düşüneceksin.Güçlü hissedeceksin. Bu verdiğim sırla kendini diğerlerinden üstün görme aptallığını yapacaksın.
Üç dakika önce ortada olmayan kendine güvenin bile yerine gelecek belki. Aynada şeytani gülümsemeler yapacaksın.
Başkasının sana güvenmesini, kendinde olan bir meziyet adlediceksin.
En komiği de saklamak için başka hiçbir şeye vermediğin çabayı vereceksin. Biri yanında konuştuğunda asla bilmediğin bir konu olsa dahi biliyormuş gibi, aynada çalıştığın o şeytani gülümsemelerden biriyle cevap vereceksin,
küstahlaşacaksın.

Nefes alış verişlerin uzayacak, bir bakmışssın artık daha sessiz bir insan olmuşsun. Kilo aldığını hissedeceksin-tartılarda gözükmese de içine bir ağırlık çökecek- hani demek istediğim şöyle ki,
yaşlanacaksın.

Günlüğüne yazarken bile biri okur diye düşünüp karalayacaksın. Bir vakit sonra içselleştirip- kendi yarattığın bir hikaye olacak aklında, bu sırrı bilfiil yaşamışsın gibi hissedeceksin. Hiç tanımadığın, hatta aynı dili bile konuşmadığın bir insana anlatmaya kalktığında özneleri değiştirip mekanı değiştirip ama asla yaşamış olduğun gerçeğini atlamadan bahsedeceksin bu sırdan.

Kim büyük sır öğrenmişse kendini önemli hisseder, aslında bilmez ki insan bir lanet çeşididir sır bilmek.
"Endişelenme bu sır senin ve benim aramda sonsuza kadar kalacak."
Ne de komik bir öge topluluğu.
Ne söyleyen inanır ne de söylediği... Bir saatlerde bir yerlerde fısıltıyla söylenen bu cümle, düşünceden kelimelere dönüştüğü an -dünyada yaşayan her insanoğlu tarafından bilinir ki- aynı zamanda binlercesi tarafından duyulmuştur. Eğer duyulmamışsa, bu söylenenin ağzısıkılığından ötürü değil; söyleninenin işe yaramaz bilgi yığını oluşundandır.

Şimdi sakince kendini bana bırak, yok yok oturma; uzan şöyle.
Kollarını gevşek bırak.
Göğsündeki ağırlığı kaldır.
Önemli bir şey olduğu yok ya canım.
Bir sen ve bir ben varız odada.
Şu bembeyaz odada.
Nefes alış-verişlerini duymak istiyorum. Derin derin...
Çıkar üstünü- kıyafetler fazlalık yapıyor üstünde- kendini bir şey sanıyorsun.
En olmaz halinle, en kırılgan halinle dur şurada-
Bu sırla birlikte yeni bir insan olacaksın nasılsa.

"Raskolnikov  yaşlı kadını hiç öldürmedi."

Hikayeyi düşünmene gerek yok, karakterleri de takma kafana.
Çıkıyorum şimdi odadan.
Hızlıca kalkma başın dönmesin.
Şurada, az ilerde bir ayna var...
İstersen, yani,belki, lazım olursa eğer...

Esra Uçar