iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Dreams are my reality."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor." Tehlikeli Oyunlar

20 Şubat 2013

Kimse'nin Maria Puder'i olamamak


“Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.” 


-Kürk Mantolu Madonna-

Kafka

"Kafesin biri kuş aramaya çıktı"
                                                     Kafka

8 Şubat 2013

It happens



XX

I can give it all on the first date
I don't have to exist outside this place
And dear, know that I can change

But if stars shouldn't shine
By the very first time
Then dear it's fine, so fine by me
'Cause we can give it time
So much time with me

7 Şubat 2013

GIRLS

girls, marnie, installation, art, tv

Marnieyi çok seviyorum. Marnieden nefret ediyorum.

Expectation/Reality

"Beklentileriniz karşılanmadığı zaman isteklerinizi azaltın" diye bir özlü söz okumuştum bundan 3-4 sene önce. Okuduğumuz her şey tanımadığımız yabancılar tarafından söylendiğinde(özellikle ölmüşlerse) niyeyse hemen inanma/uyguluma evresine geçmemize çok gülüyorum. Hayatımda duyduğum en saçma özlü söz bu sanırım. "İsteklerini azalt, görüş açını değiştir, olmuş şeyi olmamış say böylelikle mutluluğa ulaşabilirsin" mi? Bunun ismi üç maymun bile değil, tamamen kendini kendinden mahrum bırakmak. Bir şeyi istediğimiz zaman onun o istediğimiz şekliyle olmasını istiyoruzdur, istediğimiz şeyin olmamış haliyle gelmesine "elde etmek" pek de denemez. Bu isteğimizin gerçekleşmemesi ve gerçekleşip, bekletilerimizi karşılamaması arasındaki tek fark hevesimizin geçmesidir.

Önceleri beklersin, sahip olduğun şey için zaman vermek istersin sonra değişen hiçbir şey olmadığını gördüğünde insanların "mükemmel yoktur" cümleleriyle karşılaşırsın. Bu hayatta mükemmel diye bir şey vardır sadece,
Mükemmel demek en iyisi demek değildir. Mükemmel demek "uygun" olandır; dünyaya-çevrenize uygunluktan bahsetmiyorum sizin için olabileceklerin en iyi hali için bunu söylüyorum. En kötüsünü bile kabul edebileceğiniz şey, sizin için mükemmeli tanımlar. Ve bundan ödün vermenizi kimse sizden bekleyemez.
Bu gece bunları düşünürken "isteklerinizi azaltın" diyen ölmüş adamın sözlerine saniye kulak asmadan bir şey farkettim ki, bu dünyada kimse herkes için mükemmel değildir; ama herkes, bir kişi için mükemmeldir.

3 Şubat 2013

Hayal Et


Bu dünyada her cümlenin bir kullanım ve etki süresi vardır; daha sonra artık kurulduğu zamanki anlamını yitirir, içi boş kalıplar haline gelir. Her cümle düşünceden ses haline geldiği andan itibaren etkisini kaybetmeye başlar. Bu değersizliğinden değil, her cümle etkisinin bir gün sönüp gitmesinden kaynaklanır. Ama düşündüğüm zaman; bir cümle var ki, diğerlerinden çok daha kalıcıdır.Yaşadığımız anın etkisinden uzaklaşmak için kullandığımızdan olsa gerek, bu kadar uzun süre aklımızda sorgulayıp durmamız.

- "Hayal et."

Bu cümleyi okuduğumuz an ivedilikle "Neyi?" sorusu gelir aklımıza. Somut bir nesne olmalı gibi düşünürüz.
Bir düşünceyi, bir ideyi hayal edin.

Birinci yanılgı: Neden bilmiyorum ama ne zaman biri bize hayal et dese doğrudan gelecek ile bağlantılıyoruz. Hayır, şuan olan şeyi hayal edin: bir kuş yüzüyor bir balık uçuyor. Geçmişte olmuş şeyleri hayal edin. Yüzyıllar, binyıllar öncesinde olmuş şeyleri kurgulayın ama sadece size özgü olsun...

İkinci yanılgı: Bir hayal kurgulayın ancak bunun için sadece bir görüntüyle yetinmeyin. Biri size "bir ev hayal et" dediği zaman sanki çizmemiz için bir tuval vermişler ve şartlanmışız gibi "şimdi bir ev için bir kare çizmeliyim ve kare için de düzgün çizgiler" kaygısını beraberinde getiririz.
Bir evin yuvarlak olduğunu düşünün- ama olmaz ki demeyin- yapın, bunu yapabilirsiniz.

Mesela bir sesi hayal edin.
Yada dilinize daha önce hiç değmemiş bir şeyi.
En zoru da,
daha önce hiç şeklini bilmediğiniz bir şeye,
birine,
dokunmayı hayal edin.

Son olarak bu konudaki nihai yanılgı: Hayal ettiğimiz şeyleri bir başkasına anlatacak kadar onları basit görmemiz. Kaç yaşındaysanız, -diyelim 23- sizin kadar o yirmi üç yılı yaşayan kimse olmadı.
Küçükken gördüğünüz ve gecelerde uyuyamadığınız o palyançoyu kimse görmedi.
10 yaşında kimse boğulma tehlikesi geçirmedi.
Şuan bu yazıyı bulmanız kadar tesadüfi olayları yaşamadı.
Sizin belki de sahip olduğunuz, onca seneyle zar zor kuracağınız; belki başkasının on yıl düşünse aklına gelmeyecek ve gelmemeli olan o hayali neden paylaşmak zorunda kalasınız ki?
Öyle yada böyle kabul etmeliyiz ki konuştuğumuz 23 sene yani sizin elinizde olmadan yaşadığınız şu hayat, katkısız tek emeğiniz..
Zaten ne zamanki biriyle paylaşma zamanı gelir işte o zaman estetik ve mükemmelliyet çabaları başlar. İçinde estetik kaygının bulunduğu hayale de hayal değil, istek denir.

Hayal etmenin en güzel yanı da birbirinden dünyalar kadar farklı sonuçların ortaya çıkması.
Bir deney gibi düşünürsek:
Ben buraya bir şehir hayal edin yazsam ve siz bunu okusanız, gözünüzü kapadığınızda kafanızda bir alanı kaplayan binaların yada evlerin ama mutlaka bir denizin olduğu (bu sizi sıradan kılmaz, denizsiz şehir tercih konusu değildir) bir yer gelecek. Bunu okuyan biriniz şehri kumsallara sahip düşünecek, biriniz gökdelenlerle kaplı newyork temalı şeyler düşünecek, bazılarınız şehri geceyken yaratacak, bazılarınız da sabah güneşin ilk ışıklarının pencerelere yansıdığı bir şehir hayal edecek.

Bir karakter hayal edin. Gözlerinizi kapadığınızda, tanıdığınız birinin karakteri düşünmeyin.Demek istediğim, bir karakter yaratın. Kötülüğün, iyiliğin, yalanların, umutsuzların, kıskançlıkların, iyimserliğin, vahşetin, masumiyetin bulunduğu yada bunların hepsinin içinde bulunabildiği bir karakter...

Bir zaman hayal edin. Geçmişi değil, geleceği değil. Kıyafetlerini filmlerden ödünç almadığınız, kalıplara sıkıştırmadığınız... Marjinallikten değil, içinizden geldiği için yapın bunu.

Bunları hayal ettik ve sonrası mı? Ee nasılsa gerçeğe dönmeyecek şeylerden, imkansızlıklardan bahsediyoruz mu?
Öncelikle size büyük şeyler vaat etmediğimi söylemeliyim. Çok sonu olması için başlayan bir yazı olduğunu da söyleyemeyeceğim çünkü;
sonrası yok.
Bir Tanrıydınız ve öldünüz. Ama üzülmeyin çünkü bu bir bitiş değil. Siz tesadüf eseri bu yazıyı dün okusaydınız ve "hayal et" cümlesini görseydiniz muhtemelen bambaşka bir şehir, bir ses, bir karakter, bir zaman yaratacaktınız. İşte bu yüzden etkisini kaybetmeyen bir cümle olarak, sizi her defasında yeni doğmuş bir Tanrı yapan bir cümle olarak,
Hayal et.

En yakınlarınıza, sevgilinize, çocuğunuza ama en çok kendinize kurmanız gereken cümle bu.
Neden yalnızca şuana ait ve sınırlı olan Tanrı olma ve yaratma güdünüzü kullanmaktan geri durasınız ki?

Bende öyle düşünmüştüm-
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...