iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

25 Haziran 2012

Beautiful but mess

don't mind my nerve, you can call it fiction cause i like being submerged in your contradiction.
                                                                                                                       Mraz /Beautiful mess.

10 Haziran 2012

As time goes by

Hayatımız boyunca milyonlarca şarkı dinleyeceğiz,binlerce şarkıcı duyacağız; bazıları içimize dokunabilecek kadar "biz" olacak, diğerleri de o an'ı güzel doldurup on yıllar sonra kulağımıza çalındığında sözlerini anımsamak için uğraşıp kendi kendimizi mutlu edebildiğimiz o minik anlardan birini yaşatacak. "Biz" şarkılarının şöyle güzel bir özelliği var ki hepimizin bir şarkıda bile başka bir şey düşünüyor olması. Hepimiz kendimizce anlamlar katıyoruz şarkılara, birbirimize adıyoruz;aşık olunca dinliyoruz yada o an'dan uzaklaşmak adına hatta hiçbir anlam yüklememiz bile o şarkıyı farklı kılan değişik olmasını sağlayan birşey aslında. Kime sorsanız en sevdiğiniz şarkı ne diye o deli gibi dans edilen, yüzlerce kez dinlenmiş oynak şarkılardan birini söylemeyecektir çünkü kim ne derse desin her şeyde olduğu gibi şarkılarda da "kötü günde yanında olmak" kavramı vardır. Her farklı şarkı her farklı insana göre bazen anlamsız; bazen çok özeldir. Bana kalırsa şu blogda yıllarca anlattığım jason mraz damien rice john mayer bile yetmez bazen anlatmaya düşündüğümü. Ama o adam,
dünyanın gelmiş geçmiş en sinsi adamı olduğunu düşünüyorum. Kadın ruhunu anlayan biri varsa dünyada; ondan başkası olamaz.
Evet hepimiz tanıyoruz onu, bazıları onun şarkılarını ailesinden duyacak kadar şanslıydı, bazılarıysa kendi çabalarıyla tanıdı.Çok sinsi, çünkü ne söylemesi gerektiğini çok iyi bilmiş, bir de üstüne masum rolu yapmış hepimizi kendine aşık edip, sonsuza kadar gitmişti.
Ah Frankie,
Bir şey biliyorum ki, birini düşünerek Sinatra dinlemek; onu özlemekten, çok sevmekten, vazgeçememekten çok öte bir şey. Eğer bunu başarabilmişseniz kötü gününüzde insanların yanınızda olmaması sizi o kadar da üzmez, sonsuza kadar orada olacak bir adam inanın var.

2 Haziran 2012

Let it be

Her şey, her geçen saniye değişir. Değişim hepimizin hatta en hayatını korumak isteyen, zamana düşman insanlar için bile karşı konulmaz. Birilerimizin durdurmak istediği anlarda bile zaman ve beraberinde getirdiği değişim hiçbir zaman sona ermez. En basitinden her an yaşlanmamızı düşünelim. Belki bebeklikten çocukluğa geçiş kadar gözle görülür olmuyor ama gözünüzü beş saniye kapattığınızdan açmanıza kadar geçen zamanı bir daha asla yakalayamayacak olmak sizi de çok korkutmuyor mu ? Mesela ben bu yazıyı 2 Haziran 2012'de yazıyorum saat 21:57, bir daha asla bu zaman görülmeyecek.
Değişim böylesine hayatlarımızdayken ve ben bunu bu kadar benimsemiş bir insanken neden insanların da değişebileceğini kabul edemediğimi sorarsanız bir muamma. Hatırı sayılır bir zaman geçtikten sonra dahi bazı insanlarının değişemeyeceği söylüyorum içinizden bazılarınız gibi. Şans vermek bile değil bu. Şans verme lüksünü kendimde görmüyorum diyebiliriz. Zamanın beni kesinlikle değiştirdiğine inanırken diğer birimizi değiştirmediğini savunmak ne kadar tutarlı bilmiyorum. Belki de "değişmez" dediğimiz insanlar biz öyle istediğimiz, değiştiğini kabul ettiğimiz zaman hayatımızda o geçen değişim sürecine ek bir farklılık hatta farkındalık kazandıracağından ve bundan korktuğumuzdan "değişimi" kabul edemiyoruzdur. Çünkü bazen gerçekten yaş kaç olursa olsun, yaşlılığın/üşengeçliğin mottosu olan "ne gerek var" cümlesi hepimizi içine alır.
Korkuların üstüne gitmek sonucunda ne getirir bilmiyorum, bildiğim şeyse:
Değişimden korkmanın insanın kendisinden korkması olduğudur.
Başkalarından korku bile yeri gelince üstü kapanır, karanlık korkusu bile gözlerini sıkıca kapayıp "Do wah Diddy" söyleyince geçer ama insanın "değişmez" diyip malum kişileri hayatına dahil etmekten korkması, insanın kendisinden korkmasıdır.
Ama olmuyorsa da, yani puzzle parçası o yere oturmuyorsa da olabilecek en kolay yola seçip, zamana bırakın. Siz şuan kaldığınız yerde yüzyıllar boyunca kalsanız da değişimin bir parçası olmaktan nasılsa kendinizi alamayacaksınız. Sadece bana çok yararı dokundu, dokunabilir diye az sonra söyleyeceğim üç küçük detayı hatırlayarak değişimi benimseyin. Bu adamın dediklerini dinlersek, hiç üzülmezmişiz gibime geliyor:

"Hold your own, know your name and go your own way,
everything will be fine"
(Details in the fabric-Jason Mraz)

http://fizy.com/#s/150hye