iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Dreams are my reality."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

28 Nisan 2012

"Dikkat et sadığımdır sadece kendime"

Her insanın birbirinden bağımsız karakterler içermesinin sebebi sadece farklı dünyalara göz açmamız, doğduğumuz yerin başka olması, ayrı yerlerde büyümemiz yada farklı eğitimler görmüş olmamız değildir. İnsanın doğuştan kazandığı karakteristik özellikler vardır.
Hani şu "yedisinde neyse yetmişinde o olur" sözüne referans olan "huy"lardan bahsediyorum.
Dünyada 6 milyar insan var ve 6 milyar başka başka karakter vardır. Farklılıklar böyle ortaya çıkar ve kim ne derse desin; renklerin milyonlarca olması ne kadar güzelse; farklı karakterlere sahip olmamız da bu kadar güzeldir. Birbiriyle aynı olan bir yığın insandan daha sıkıcı ne vardır ki dünyada?
Farklı bakış açıları, farklı zevklerdir dünyayı çekilir kılan.
Beğenmediğimiz bir şarkıyı ele alalım mesela. İyiki beğenmeme gibi bir lüks tanımışlar bize. Yoksa beğendiklerimizin dışına çıkamaz kalıp insanları olarak yaşardık.
Bu farklı karakterlerin hiç mi kötü yanı yok derseniz, tabii var. "Katlanamamak" kelimesini de beraberinde getirir. Bazı insanlar vardır bırakın konuşup beğenmemenizi, aynı ortamda durmaktan bile korkunç rahatsız olursunuz. Bunun için çekip gidebilir, başınızı yastıklara gömebilir ve yapmamanız gereken tek şeyi yapıp karakterinizden ödün verebilirsiniz.
Bu yazının amacı "bakın farklıyız oh ne güzel" değil, farklıyız ve bunu korumak için bazen kendimize karşı bile savaşacak olsak vazgeçmemeliyiz'dir.
Eminim karakterlerimizden ödünler versek şuan çok daha iyi yerlerde olurdunuz; belki o aşık olduğunuz çocuklarla yada kızlarla birlikte olurdunuz yada belki ailenizin gözde çocuğu siz olurdunuz. Sorunsuz kavgasız bir ilişkiniz olurdu. Ama kendinizi hep eksik, hep bağımlı hissetmekten de kaçamazdınız. Daha az kıskanç olmak yada daha çok hırslı olmak size belki az önce saydığım gibi avantajlar sağlayabilirdi. Ama yine başınızı yumuşak yastığınıza koyduğunuzda kafanızın içinde bir yerde sizi yemek üzere bir ses duyardınız. Vicdan diyebiliriz bu sese, kendi karakterinden ödün verdiğin için insanın kendine karşı harekete geçen vicdan. Vicdan yapılmasının en kötü hali de budur zaten; çünkü diğer türlü üçüncü şahıslara bahaneler yaratarak kendinizi rahatlatabilirsiniz. Bununla birlikte konu "kendiniz" olunca açık seçik her şey ortadadır. Gizlenmek, kaçmak hiçbir işe yaramaz aksine daha huzursuz hissetmenizi sağlar. Bu yüzden hayatınızın aşkı için bile, aileniz için bile, saygı duyulmak istediğiniz anlarda bile kendiniz bu duruma sokmayın. Hayat başkasının hayatına göre yaşanmayacak, onlar için ödünler veremeyecek kadar kısa.

Bu anlattığım şeyleri fedakarlık yapmayın anlamında demiyorum. Tabi ki bencillik size her şeyi kazandırmaz; merkezinizin kendiniz olduğu dünyada birileri için fedakarlıklar yapmaktan kaçınmayın; kendinizi önceleyin ama bunu yaparken başkalarının mutsuzluğunu da düşünün.Çünkü hiçbir mutluluk birilerinin mutsuzluğu üzerine kurulduğu zaman sonsuza kadar süremez.

Son olarak düşünüyorum da, dünyada sadakate dair olan tüm cümleler genelde birlikte olunan kişiye, aileye, topluma, arkadaşlara karşıdır. Aklınıza sadakat denilince başkalarına karşı hissettiğiniz bağlılık gelmesin çünkü dünyada kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şey öncelikle kendinize karşı sadık bir insan olmanızdır. Birilerine benzemeye çalışmak yada birilerinin yanında kendinizi onlara göre ayarlamak kendinizi aldatmaktan başka bir şey değildir.
Ve eğer kendinizi aldatırsanız
bugün, yarın, on yıl sonra...
ama inanın bir gün kendi kendinizi sorgularken bulmanız kaçınılmaz olur.

Demek istediğim renginizi belli etmekten korkmayın. Hem böylece renginize uyacak renkler daha kolay ulaşır yanınıza. Yeni renklerle karışır bambaşka bir gökkuşağı çıkarırsınız ortaya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder