iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Dreams are my reality."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

14 Ocak 2012

*

Bir erkek ve bir kadın beraberken sesli konuşmalardan çok fısıltıyla konuşulanlar akılda kalır, kulağa fısıldanan cümlelerin etkisi uzun süre de geçse gitmez evlerin,odaların, akılların içinden.

Heyecan yüklü bir bulutun yüreğinize inişini izlersiniz önce.. Sonra, o bulutun size aşık olan insanın verdiği huzurun yansıması olduğunu anlarsınız. Evet! Biri size aşıktır. Sizi seviyordur. Bakışlarında kendinizi görebiliyorsunuzdur. Kaldırımda daha dik yürüyorsunuzdur artık.. akşamlar daha erken geliyordur mesela.. sabahlar daha geç..
Sevilmek ve aşık olunmak gücünüze güç katmaya başlamıştır, size enerji veriyordur. Hep arasın istersiniz. Arar. Hep kıskansın istersiniz. Kıskanır. “Seni seviyorum” diye biten mesajlarıyla doludur telefonunuzun hafızası. Adı, her aklınıza geldiğinde kalbiniz hızlı hızlı atmaya başlar. Başkalarının gözüne uzun uzun bakmayı bile ona ihanet zannetmeye başlarsınız. Böyle geçip gider günler.
Sonra onu daha az düşünmeye, hayatınızı dolduran uğraşların içine daha çok girmeye başlarsınız. Günlük yaşantınız içindeki meşguliyetler, aşkın biraz daha beri yanına iter sizi. Ama siz bunun farkında değilsinizdir. “Neden aramıyorsun”lar, “sonra ara mısın”lara, “seni seviyorum”lu mesajlara yanıtınız “ss” lere dönüşür. Hayatın hayhuyu içinde kaçırıverirsiniz size aşık olan kişinin aslında ne kadar kıymetli biri olduğunu.
Uzun zaman direnir aşığınız. Ama hayatın hep arka fonunda kalmak bir gün onu da yorar. Geldiği gibi, sessizce çekilir ve gider hayatınızdan.. yer değiştirmiş olan alışkanlıklarınız hemen hissetmez yokluğunu. Zamanla ağırlaşır, zamanla koymaya başlar eksikliği. Sonra “aman Allah’ım ben ne yaptım”lar pelesenk olur dilinize. Ama “o” artık elinizi uzattığınız yerde değildir.
Ya ağır yaralarla ya da hafif kanamalarla geçirirsiniz bu süreci. Zaman, alır ve ötelere sürükler sizi. Bir zamanlar anlamadan yaşadığınız aşk, acısını çok sonra, sizi bir istimlak gibi kuşatarak yaşatır. Ama o artık yoktur. Belki de bir zamanlar sizin kıymetini bilmediğiniz o aşkı, şimdi başkalarına sunuyordur. Kim bilir..
Herkes kendi yolunda yürür ve bilirsiniz ki her “aşk yitiğine” yeni bir yol vardır nasılsa. Mühim olan, o yeni yollarda eski aşkların tecrübesiyle nasıl yürüdüğünüzdür.
Hayat devam edecek. Her şey unutulmaya yüz tutacak. Belki çok daha yakışıklılarını, çok daha güzellerini seveceksiniz. Ama.. ama hiçbir zaman aşka o kadar saf teslim olamayacaksınız. Başka omuzlarda hep o giden için ağlayacak, başka şehirlerde, başka aşkların peşinde koşacaksınız. Yine seveceksiniz, yine sevileceksiniz. Fakat, her şeyde bir eksikle.. kimse sizi onun gibi sevmeyecektir.. her gelen eksik gelecek, her giden size o’nu getirecektir.
Meğer ne kadar da zormuş değerince sevilmek diyeceksiniz. Başklarının size aşk diye sunduğu sevgi kırıntılarını sonsuzluğa uğurlarken, bir zamanlar size biad eden sevgilinin kıymetini buruk bir pişmanlıkla anlayacaksınız. Tam da böyle bir zamanda o’nun son mesajını hatırlayacaksınız, “seni ne kadar çok sevdiğimi, biri seni sevince anlayacaksın.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder