iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

5 Aralık 2011

F.r.i.e.n.d.s


En sevdiğim friends karakteri,beraber yaşayalım mümkünse. Daha çok kim güldürebilir beni diye düşünüyorum yok. Cidden bir gülme sebebi olarak, Chandler Bing.

12 Kasım 2011

Özdemir Asaf'tır şair.

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında
O evde bir de kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha,
bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi, oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mum yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti,
Kedi büyüdü gitti.
Oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri..
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

Özdemir Asaf


*2=1'imin sebebi,seni okumaktan hiç sıkılmayacağım dünyanın en büyük gerçeği.

16 Ekim 2011

"Boynun diyorum,boynunu benim kadar kimse değerlendiremez." Cemal Süreya
"Çenen diyorum,çeneni benim kadar kimse değerlendiremez." Esra Uçar

jenerasyondan jenerasyona fark var tabii..

2 Ekim 2011

Casablanca

Bir düşün içinde bir düş

Alnına konsun bu öpüş
Ve şimdi senden ayrılırken,
İtiraf edeyim ki
Günlerimi bir düş sayarken yanılmıyorsun;
Ama, umut gitmişse uzaklara
Bir gece ya da bir gün
Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
Fark eder mi bu yüzden?
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düş içinde bir düş.

Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri
Tutuyorum avucumda-
Ne kadar az!
Ama nasıl da süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlerine
Ben ağlarken - ben ağlarken!
Ah Tanrım! Daha sıkı
Tutamaz mıyım onları?
Ah Tanrım!
Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız dalgadan?
Bir düşün içinde bir düş mü
bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?

Edgar Allen Poe
Saat 12'den sonra,
bütün içkiler şaraptır.

C. Süreya

23 Eylül 2011


Artık Maria Puder, yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı. Bu his ilk anlarda bana da garip geliyordu. Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi?Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?.. Ben de, o zamana kadarki hayatımın boşluğunu, gayesizliğini sırf böyle bir insandan mahrum oluşumda bulmaya başlamıştım. İnsanlardan kaçışım, içimden geçenlerin en küçük bir parçasını bile etrafıa sezdirmekten çekinişim bana sebepsiz ve manasız görünürdü. Zaman zaman beni saran hüzünlerin, hayat bıkkınlığının bir ruhi hastalık alameti olmasından korkardım. Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün bir çok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.

Halbuki şimdi her şey değişmişti. Bu kadının resmini gördüğüm andan beri geçen birkaç hafta içinde, ömrümün bütün senelerinden daha çok yaşadığımı hissediyordum. Her günüm, her saatim, uyuduğum zamanlar bile dopdoluydu.
------------------------
Sabahattin Ali
Kürk Mantolu Madonna

22 Eylül 2011

Zahir

Marie,farz et ki, iki itfaiyeci küçük bir yangını söndürmek üzere ormana girdiler.Sonra işlerini bitirip bir nehir kenarına vardıklarında birinin yüzü tümüyle siyaha bulanmışken diğerinin yüzü tertemizdir.Sorum şu: Bu ikisinden hangisi yüzünü yıkayacaktır sence?

"Aptalca bir soru.Elbette yüzü kirli olan."
"Hayır,yüzü kirli olan diğerine bakacak ve yüzünün de onunki gibi oldugunu sanacak.Ve tam tersine yüzü temiz olan da yüzü kir içinde olan meslektaşını görüp kendi kendine:Ben de kirlenmiş olmalıyım.En iyisi yıkanayım,diyecektir."
----

23 Ağustos 2011

Zaaf insanları

Cümle kuramadığım bir zaman dilimi uzun zamandır gelmiyordu başıma. 
Kit-len-mekten bahsediyorum.
Hayatta gerçekten bazı zamanlarda karşınıza çıkan bazı insanlar vardır ki, sizi o günkü düzenden uzaklaştırıp farklı renklerle sizi olduğunuz yerden alıp götürürler. Özellikle "Carpe diem" zamanlarına denk gelen bu insanlar, hayatımızda o çok uzun yıllar var olan insanlardan çok daha kalıcıdırlar.Yıllar geçse de bu insanların adını duyduğumuzda duraksar ve şu "kit-len-me" anlarından birini yaşarız.

Terminolojik ifadesiyle, zaaf insanı denir.

Genelde "başka bir adla başka bir zamanda rastlasaydım " cümlesi bu insanlar için vardır. Bundan beş sene sonra herhangi bir yerde karşılaşılsa çok daha farklı biçimde hayatımızda olacak bu insanların ilk özelliği, yanlış yer ve yanlış zamanda karşınıza çıkmasıdır.

Seneler sonra olsa bile yolda gördüğümüz herhangi birini ona benzetip, nefes güçlüğü çekmemiz olasıdır.
Benim de böyle bir insan var hayatımda. Bir seneden uzun süredir görmediğim halde sene boyunca onunla ilgili düşündüğüm her kötü detay,onu gördüğümde aklımdan uçtu gitti. 
Böyle insanları özellikle çok uzun süre görmedikten sonra görünce ne kadar üzüldüğümüz yada ne kadar kızdığımızın önemi kalmaz. Çünkü o, her şeyi tölare eder.
Aslında ne büyük güçtür bu zaaf olunan taraf için, orada biri sizi hangi halde gelirseniz gelin kabul eder.

Bu zaaf insanının olmasını aşk sanan insanlar da var ve kesinlikle büyük bir yanılgı.
Bana kalırsa mazoşistliğin bir farklı tanımı.Çünkü malesef ki karşılıklı zaaf olunmaz. Yani senin zaafın olan birinin sana zaafı olması çok zor hatta imkansız bir durumdur.
Tek kişilik yaşadığın ve yaşamayanın anlamayacağı bir şeydir zaaf insanının olması.


Toz pembe günler yaşatmadıklarından önemlidirler. Beklenilmeyen anda beklenilmeyen şeylerle giderler hayatımızdan.
(...)

Belki de büyük konuştuğumuz için böyle insanlar başımıza geliyordur. Yani en azından ben benimkinin bu yüzden başıma geldiğini düşünüyorum ve o günden beri "hayatta yapmam" dediğim hiçbir şey yok. 
Çünkü bu bir kuraldır:
İnsan: "Hayatta yapmam "

Kader: "Öyle de bir yaparsın ki..."

Esra Uçar

5 Ağustos 2011

"You can erase someone from your mind.
Getting them out of your heart is another story."

23 Temmuz 2011

Mavi

Üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu
anlam olmak için yeterince çıplaktın
şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu gözlerin,
sana böyle inandım:
Ben inanmak için şiir yazıyorum,
gözlerin cihangir'i hatırlatıyordu,
hayal içinde fakir..
Üsküdar'dan o rüyaya baktım: maviydin.
Bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!
usul usul inandım,
güzelliğin hatırına yağan yağmurun üstümüzde hakkı vardır,
inandım,
uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut
burada içimize yağacaktır,
inandım,
mavi bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!
Gövdene de böyle inandım, duruydu,
şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:
öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka hiçbir şey yoktu,
gövden neyi hatırlatıyorsa ona inanıyorum,
beni hatırılamasa da biliyorum,
bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini
bazı şiirlerde beklemiyor yağmurun dinmesini.

Haydar Ergülen

*Birileri şiir yazacaksa böyle şiir yazsın,kendine inandırsın..

The Smiths

15 Haziran 2011

Süreya da bir çeşit Sancho Panza

Sizde şu cümlelerin ardını görenlerden misiniz?
Eğer öyleyseniz şanslısınız demektir,

"Seviş yolcu,büyük sözler söyle ve hemen ayrıl,uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."
"Zaman mı? Değil zaman. Akan zaman değil mesafelerdir."
"Sen elisürencil öyle bir kelime varsa işte o,kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da  var mısın?"
"Boynun diyorum.Boynunu benim kadar kimse değerlendiremez."
"Seni bir kere öpeyim desem ikinin hatrı kalıyordu.İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük"
"Bir adam görüyorum kalabalıkta. O adam işte sana benziyor. Ama nasıl da sana benziyor, binlerce adam kalabalıkta.."
"Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,bir şeyin provası yapılıyor sanki.Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar,keşke yalnız bunun için sevseydim seni."
"Sesinde ne var biliyor musun, ev dağınıklığı var. İkide bir elini başına götürüp, rüzgârda dağılan yalnızlığını düzeltiyorsun.."

bu çok klişe ama klişeleri sırf herkes seviyor diye sevmemezlik yapmak huyum değildir
"Sevmek çiftleşmek değil,'tek'leşmektir."

15 Şubat 2011

Bluebird


There's a bluebird in my heart that
wants to get out
but I'm too clever, I only let him out
at night sometimes
when everybody's asleep.
I say, I know that you're there,
so don't be sad.
then I put him back,
but he's singing a little
in there, I haven't quite let him die
and we sleep together like that
with our
secret pact
and it's nice enough to
make a man weep, but I don't weep,
do
you?

Bukowski

12 Şubat 2011

Uçuyorum

Şimdi çoğunuzun hissettiğini düşündüğüm bir şeyi kendi bakış açımla anlatıcam.
Tüm insanların "geçmiş" söz konusuyken çok mutlu olduğu anlar,çok mutlu olduğu insanlar vardır.O anları hatırlamak bile yeter gülümsemenize.Çok özeldir,illa sevgilizle değil herhangi,sokaktaki biriyle kısa bir konuşma anını bile silmemişse beyniniz;mutlu bir anı sayabilirsiniz bunu.Ama öte yandan üzüldüğünüz anlar...

Üzüldüğüm anlara baktığım zaman genelde kişiler tarafından üzüldüm ben olaylarla değil.Yakın zamanda farkettiğim bir şeyi söylemek istiyorum size;şuana kadar sonrasında en çok üzüldüğüm insan için o kadar üzülmenin sebebi  bana yaptığı şeyleri direk bana,karakterime yapmış olması.Gururumu kırması. Beni üzen şey eski anılar(yani yaşadıklarımız) değildi şuan farkediyorum bunu (gerçekten çok uzun zaman geçtikten sonra farkedebiliyorum ancak mantıklı düşünebiliyorum çünkü.) Zamanında çok sevdiğiniz insanın gitmesiyle yada sizin gitmenizle içinizde oluşan boşluğun sebebi gerçekten vicdanınız,unutamamanız olmayabilir.
Olay tamamen egonuzla ilgili olabilir.Kendinize yedirememekle ilgili.. Olmayacak şey değil.Çünkü her şeyden önce insan kendini önceler.Kime ne olursa olsun insan bencil bir varlıktır,öyle de olmak zorundadır.
Karakterinize yapılan her türlü davranış akılda kalır,kinci olmak değil bu korkmayın.Bende korkmadım; farkettim ki ne olursa olsun bazen insanın burnu yere sürtülmesi gerekiyor.Bisiklet kullanmak gibi düşünün.. Öğrenmek için canınız acımalı. Ama sonrasında;yani gözlerinizi ve ellerinizi bırakabilicek kadar öğrendiğiniz zaman bisiklet size uçuyormuşsunuz hissi verir size. Her şeyden önce özgürlük hissi verir..
O his için uğraşın.Düştüğünüz zaman kalkmasını da bilin.Ben denedim ve size şu kadar söyliyim;
Aklınıza gelen en güzel anıdan bile daha güzel uçmak. Nutelladan bile,muzlu pastadan bile,beyaz çikolata şelalesinden bile,sevgilinizi öptüğünüz histen bile,aşık olmaktan bile..her anıdan,her şeyden daha güzeldir uçmak,kendini bulmak. Deneyin bunu korkmayın,
Umutsuzluğa kapılmayın.Unutmayın;
"Hayalinin gittiği yere kadar varsındır."

Esra Uçar