iki eşittir bire

"Nous sommes nos choix."

"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

28 Kasım 2010

Bazı..

Bazı gecelerin sabahı yoktur
yalnızca karanlık olarak kalırlar
bazı ayrılıkların dönüşü olmaz
giden gider
borçlarıyla yaşar kalanlar

geleceği yoktur bazı kalplerin
aşk uğramaz onlara bir daha
tek bir hatırayla yaşlanırlar
bazı pişmanlıklar uzun sürer
zamana yayılırlar

kendinden kaçanlara
saklanacak yer kalmaz dünyada
gün gelir kendileriyle tanışırlar
asıl yalnızlık o zaman başlar
hayata geç kalmıştır kendine geç kalan
şairin dediği gibi
"bir daha yaşamak zorunda kalır
geçmişi anlamayan"

bazı geceler
bazı insanlar
bazı yerlerde
sahiden karşılaşırlar

bazı insanlar bazı aşklar bazı şarkılar
bu yüzden unutulmazlar
bazı hayatlar hayal tutmazlar
bu yüzden
bazı bazı bazı
çabuk yaşayıp
ansızın kaybolmalar
bazı bazı bazı



M.Mungan

25 Kasım 2010

11 Kasım 2010

Türklerin babası

Sana sonsuza kadar yaşayacaksın demek o kadar çok isterdim ki..
Ama durum ortada
"Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler." demiştin ya, maalesef her şey ortada.
Sana sonsuzluk için söz veremem
ama sana söz veriyorum;
Yaşadığım sürece bana bıraktıklarını koruyacağım.
Çevremdekilere ama ondan da çok büyütecek olduğum çocuklarıma seni,yaptıklarını,feda ettiklerini,bu kadar rahat yaşamalarının nedenini anlatacağım.
Umarım o zaman bile bunun için,yani demek istediğim "hiçbir şey için" geç olmaz.
Seni saygıyla ama ondan da çok sevgiyle anıyoruz Atam.


8 Kasım 2010

Yalnızlığa 5 kala

Adam yalnız sokağın yalnız kaldırım taşlarında yalnız ayak sesleriyle yalnızlığını mırıldanırken evlerinde yalnız oturmuş,yalnız pencerelerinde yalnızlıklarını mırıldanan yalnız insanların seslerine sinsice değmişti.Bir an,yalnızca bir an için hepsi kendinden bir cümle kattı bu sessizliğe.Bunu yaparak yalnızlıklarından bir şey kaybetmemişlerdi.Çünkü sessizlik yalnızlığın göstergesi değildi,hiç olmamıştı.Nasıl kalabalıklar gürültüler,gülücükler bir insanın yalnızlığına,sırrına dokunamayacak şeylerdiyse,bu da niteliği,bir parçası değildi.

Hepsi o an'a adanmış cümleler kurdular.Kendilerine ait,kendilerine ait olduklarını hissettikleri,kendilerini yitirdikten sonra kazandıkları başkalarının benliğinden cümleler kurdular.Yalnızlıklar mırıldanıyordu,cümleler sıra sıra sokağa dökülmüşlerdi.Adam koşar adımlarla saklandı bir kapının ardına.Gizlice dinlemeye başladı mırıltıları,izlemeye başladı yalnız insanların sessiz cümlelerini.Gözlerini yummuştu.Tek istediği cümlelerin içinden kendine bir cümle,bir aitlik bulmaktı.Yavaş yavaş geliyordu gece içinden sesler,yoğunluğun altında ezilmiş,sisten görünmüyorlardı.O büyük kargaşa öncesinde biraz,biraz daha sessizlik vardı.o an'a kadar olan sessizliklerden çok daha sessiz,kimsesizdi.Sesler yavaş yavaş geliyordu,yavaş... yavaş... yavaş... ya.. y.

"Yalnızlığım övündüğüm şeydir benim.Kimsenin giremediği mabet,ulaşamaycağı yerdir orası.yalnızlığımı kaybedersem kendimi kaybederim ben.benliğimi yitiririm."

"Ben yalnız değilim.Yalnızlık sensizliğe mahsustur.Ben hiç sensiz kalmadım ki.Hep senden bir parça oldu buralarda.Bak şimdi de anıların var.Buradasın biliyorum,şimdi şu koltuktasın,az sonra bu pencerenin kenarında elimi tutuyosun,sıkıca."

"Yalnzlığımla oturmuş seni bekliyorduk.Bir 35lik açtık.Daha içmiyoruz.Sen gelmeden içemezsin dedim ona.O da yerini bildi sustu tabii.Senin geldiğin an kendisinin kaybolacağını biliyor ama yine de terketmiyor beni.Senden daha sadık..hep öyleydi."

"en çok da içimi şu sessiz sokak acıtıyor.bak şimdi bir adam geldi sokağa.yavaş yavaş yürüyor,umarsızca sessizliğinden ses çıkarıyor,kafasını kaldırıp görmeseydi iyiydi.Şimdi burayı bendeki sen,sendeki sen,ve o yabancı adam biliyor.Tek istediğim sendeki benim de bilmesi..Çok mu?"

"Senin için en saklımdan vazgeçtim ben,"yalnız kendim"den."
Cümleler adamın bir kulağından girerken kesinlikle ötekinden çıkmıyordu.Zamanla çoğalıyordu ses.
Nasıl minik bir kar yavaş yavaş çığ oluyorsa,adam nesnel dünyada yaşamadığı şeyi yaşıyordu işte;
sessizliğin çığlıklarını.İnsanların birbirine olan yalnızlıklarını.Herkesin aidiyetliğinin kapıları o an açılmıştı oysa kendinden bile gizleyen insanlar için yalnızlığın dile dökülmesi ne zordur...

Cümleler artarak çoğalıyor,adam içlerinden varlığını hissettirecek bir cümle arıyordu.Sonra bir anda tüm ses bitmişti.Adamın gözleri dolmuş,ellerini birbirine kenetlemişti.Çoktan yere düşmüştü bile.Bir damla yaş düştü gözlerinden. Kendi cümlesini bulmuştu. Tek bir cümle,iki kelime nasıl da anlatıyordu yığınlarca duyguyu. Kendini iyi yada kötü/güzel yada çirkin/nefret yada aşkı ama en önemlisi yalnızlığını hissettiren her duyguyu içinde anlatan cümleydi onun için.Bir damla daha yaş düştü..Bu sefer pencere önündeki yalnız insanlar adamın yalnızlığına kulak vermişlerdi.
Adam sessizce mırıldanmaya başladı...
sessizce..
sess..
ses..
s..
"Seni özlüyorum."
Bunu duyan yalnız pencerelerdeki yalnız insanlar,yalnızlıkları için kurdukları cümleleri düşünüp ne kadar da basit olduğunu düşündüler bir saniye için.Ama adamın kurduğu bir cümle,iki kelime her şeyin ötesinde doğruydu.Hepsini anlatıyordu,yalnızlıklar başkaydı ama sonuç aynıydı-ortak sadece bir cümle vardı:
"Seni gerçekten çok özlüyorum."

Esra Uçar

4 Kasım 2010

ve son

"Aşkın karşıtı nefret değil,kayıtsızlıktır."

Su eski tadındaysa, rüyalar açıklanabilirse,yediklerinin tadı kendi damağındaysa,fotoğraflar sadece baskıysa, karakterler yalnızca karakterse,gün sadece güneşin doğmasıysa,dil sürüçmelerinin sebebi sensen, dünya olmadığı kadar kalabalıksa,saatlerin başkalarınınkiyle eşse ,yatağın yalnız(ca) uyunacak yerse,
ve sessizliğini kendi başına susturabiliyorsan, mutlu ol;

Aşk bitmiş,nefret küllenmiş,inkar erimiş
ve en imkansızı; sevgi kabullenilmiştir.

Esra Uçar