iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Dreams are my reality."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor." Tehlikeli Oyunlar

28 Kasım 2010

Bazı..

Bazı gecelerin sabahı yoktur
yalnızca karanlık olarak kalırlar
bazı ayrılıkların dönüşü olmaz
giden gider
borçlarıyla yaşar kalanlar

geleceği yoktur bazı kalplerin
aşk uğramaz onlara bir daha
tek bir hatırayla yaşlanırlar
bazı pişmanlıklar uzun sürer
zamana yayılırlar

kendinden kaçanlara
saklanacak yer kalmaz dünyada
gün gelir kendileriyle tanışırlar
asıl yalnızlık o zaman başlar
hayata geç kalmıştır kendine geç kalan
şairin dediği gibi
"bir daha yaşamak zorunda kalır
geçmişi anlamayan"

bazı geceler
bazı insanlar
bazı yerlerde
sahiden karşılaşırlar

bazı insanlar bazı aşklar bazı şarkılar
bu yüzden unutulmazlar
bazı hayatlar hayal tutmazlar
bu yüzden
bazı bazı bazı
çabuk yaşayıp
ansızın kaybolmalar
bazı bazı bazı



M.Mungan

25 Kasım 2010

10 Things I Hate About You


 Heath Ledger'ın cant take my eyes off you şarkısını söyleyişini bir kez daha izleyince:
"Tanrı çok iyi olan insanları,öteki yarattıklarından kıskandığı için yanına alırmış,sen bu dünya için gereksiz iyiydin dostum ya." dedim.

Bana yalanlar söylese yetinecektim,
Bana "yalan" söyledi.

Asaf.

11 Kasım 2010

En büyük Kahraman

Sana sonsuza kadar yaşayacaksın demek o kadar çok isterdim ki..
Ama durum ortada
"Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler." demiştin ya, maalesef her şey ortada.
Sana sonsuzluk için söz veremem
ama sana söz veriyorum;
Yaşadığım sürece bana bıraktıklarını koruyacağım.
Çevremdekilere ama ondan da çok büyütecek olduğum çocuklarıma seni,yaptıklarını,feda ettiklerini,bu kadar rahat yaşamalarının nedenini anlatacağım.
Umarım o zaman bile bunun için,yani demek istediğim "hiçbir şey için" geç olmaz.
Seni saygıyla ama ondan da çok sevgiyle anıyoruz Atam.

8 Kasım 2010

Yalnızlığa 5 kala

Adam yalnız sokağın yalnız kaldırım taşlarında yalnız ayak sesleriyle yalnızlığını mırıldanırken evlerinde yalnız oturmuş,yalnız pencerelerinde yalnızlıklarını mırıldanan yalnız insanların seslerine sinsice değmişti.Bir an,yalnızca bir an için hepsi kendinden bir cümle kattı bu sessizliğe.Bunu yaparak yalnızlıklarından bir şey kaybetmemişlerdi.Çünkü sessizlik yalnızlığın göstergesi değildi,hiç olmamıştı.Nasıl kalabalıklar gürültüler,gülücükler bir insanın yalnızlılığına,sırrına dokunamayacak şeylerdiyse,bu da niteliği,bir parçası değildi.

Hepsi o an'a adanmış cümleler kurdular.Kendilerine ait,kendilerine ait olduklarını hissettikleri,kendilerini yitirdikten sonra kazandıkları başkalarının benliğinden cümleler kurdular.Yalnızlıklar mırıldanıyordu,cümleler sıra sıra sokağa dökülmüşlerdi.Adam koşar adımlarla saklandı bir kapının ardına.Gizlice dinlemeye başladı mırıltıları,izlemeye başladı yalnız insanların sessiz cümlelerini.Gözlerini yummuştu.Tek istediği cümlelerin içinden kendine bir cümle,bir aitlik bulmaktı.Yavaş yavaş geliyordu gece içinden sesler,yoğunluğun altında ezilmiş,sisten görünmüyorlardı.O büyük kargaşa öncesinde biraz,biraz daha sessizlik vardı.o an'a kadar olan sessizliklerden çok daha sessiz,kimsesizdi.Sesler yavaş yavaş geliyordu,yavaş... yavaş... yavaş... ya.. y.

"Yalnızlığım övündüğüm şeydir benim.Kimsenin giremediği mabet,ulaşamaycağı yerdir orası.yalnızlığımı kaybedersem kendimi kaybederim ben.benliğimi yitiririm."

"Ben yalnız değilim.Yalnızlık sensizliğe mahsustur.Ben hiç sensiz kalmadım ki.Hep senden bir parça oldu buralarda.Bak şimdi de anıların var.Buradasın biliyorum,şimdi şu koltuktasın,az sonra bu pencerenin kenarında elimi tutuyosun,sıkıca."

"Yalnzlığımla oturmuş seni bekliyorduk.Bir 35lik açtık.Daha içmiyoruz.Sen gelmeden içemezsin dedim ona.O da yerini bildi sustu tabii.Senin geldiğin an kendisinin kaybolacağını biliyor ama yine de terketmiyor beni.Senden daha sadık..hep öyleydi."

"en çok da içimi şu sessiz sokak acıtıyor.bak şimdi bir adam geldi sokağa.yavaş yavaş yürüyor,umarsızca sessizliğinden ses çıkarıyor,kafasını kaldırıp görmeseydi iyiydi.Şimdi burayı bendeki sen,sendeki sen,ve o yabancı adam biliyor.Tek istediğim sendeki benim de bilmesi..Çok mu?"

"Senin için en saklımdan vazgeçtim ben,"yalnız kendim"den."
Cümleler adamın bir kulağından girerken kesinlikle ötekinden çıkmıyordu.Zamanla çoğalıyordu ses.
Nasıl minik bir kar yavaş yavaş çığ oluyorsa,adam nesnel dünyada yaşamadığı şeyi yaşıyordu işte;
sessizliğin çığlıklarını.İnsanların birbirine olan yalnızlıklarını.Herkesin aidiyetliğinin kapıları o an açılmıştı oysa kendinden bile gizleyen insanlar için yalnızlığın dile dökülmesi ne zordur...

Cümleler artarak çoğalıyor,adam içlerinden varlığını hissettirecek bir cümle arıyordu.Sonra bir anda tüm ses bitmişti.Adamın gözleri dolmuş,ellerini birbirine kenetlemişti.Çoktan yere düşmüştü bile.Bir damla yaş düştü gözlerinden. Kendi cümlesini bulmuştu. Tek bir cümle,iki kelime nasıl da anlatıyordu yığınlarca duyguyu. Kendini iyi yada kötü/güzel yada çirkin/nefret yada aşkı ama en önemlisi yalnızlığını hissettiren her duyguyu içinde anlatan cümleydi onun için.Bir damla daha yaş düştü..Bu sefer pencere önündeki yalnız insanlar adamın yalnızlığına kulak vermişlerdi.
Adam sessizce mırıldanmaya başladı...
sessizce..
sess..
ses..
s..
"Seni özlüyorum."
Bunu duyan yalnız pencerelerdeki yalnız insanlar,yalnızlıkları için kurdukları cümleleri düşünüp ne kadar da basit olduğunu düşündüler bir saniye için.Ama adamın kurduğu bir cümle,iki kelime her şeyin ötesinde doğruydu.Hepsini anlatıyordu,yalnızlıklar başkaydı ama sonuç aynıydı-ortak sadece bir cümle vardı:
"Seni gerçekten çok özlüyorum."

4 Kasım 2010

"Aşkın karşıtı nefret değil,kayıtsızlıktır."
Su eski tadındaysa,rüyalar açıklanabilirse,yediklerinin tadı kendi damağındaysa,fotoğraflar sadece baskıysa,karakterler yalnızca karakterse,gün sadece güneşin doğmasıysa,dil sürüçmelerinin aidiyetliği sensen,dünya olmadığı kadar kalabalıksa,saatlerin başkalarınınkiyle eşse,yatağın yalnız(ca) uyunacak yerse,
ve sessizliğini kendi başına susturabiliyorsan,mutlu ol;

Aşk bitmiş,nefret küllenmiş,inkar erimiş
ve en imkansızı; sevgi kabullenilmiştir.

2 Kasım 2010

..I really do

long ago
and oh so far away
I fell in love with you
before the second show
your guitar
it sounds so sweet and clear
but you're not really there
it's just the radio

don't you remember you told me you love me baby
you said you'd be coming back this way again baby
baby baby baby baby oh baby
I love you, I really do

loneliness, is such a sad affair
and I can hardly wait
to be with you again
what to say
to make you come again
come back to me again
and play your sad guitar

don't you remember you told me you love me baby
you said you'd be coming back this way again baby
baby baby baby baby oh baby
I love you, I really do.


Sonic Youth-Superstar.

21 Ekim 2010

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin,
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında..
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.


Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında.

Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin..


*ümit yaşar oğuzcan
 

18 Ekim 2010

The Bounty Hunter


Domino Harvey:  I love you, Choco.
Ed: It's a great day to die!
“Hayatı boyunca hiç kaybetmeyen tek adamım ben. Bir ölümsüz gibi yaşamayı başardığımı düşünüyorum ve öleceğime hiç inanmıyorum; ama olur da bir gün ölürsem, benden bahsederken sakın ‘Hayatını Kaybetti.’ diye bir ifade kullanmayın; çünkü ben ölmüşsem asla hayatı kaybetmemişimdir. Ben ölmüşsem mutlaka ölümü kazanmışımdır.”


2 Ekim 2010

ruh çıplaklığın beni korkutuyor,
bu kadar kendin olma
üşürsün.

Ekim 2010

27 Eylül 2010

X




Danny Vinyard: So I guess this is where I tell you what I learned - my conclusion, right? Well, my conclusion is: Hate is baggage. Life's too short to be pissed off all the time. It's just not worth it. Derek says it's always good to end a paper with a quote. He says someone else has already said it best. So if you can't top it, steal from them and go out strong. So I picked a guy I thought you'd like. 'We are not enemies, but friends. We must not be enemies. Though passion may have strained, it must not break our bonds of affection. The mystic chords of memory will swell when again touched, as surely they will be, by the better angels of our nature

hayatımda izlediğim en mükemmel filmlerden biri.
1000 kere izlesem sıkılmam..

Kafka sana bu gece ne anlatıyor?

Bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. Çizme ve çoraplarımı didik didik etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. Durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir havalanıp çevremde dolanıyor, sonra gene çalışmasını sürdürüyordu. Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu. “Ne yapabilirim ki!” dedim. “Geldi, gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak, böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok. Baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı.”“Vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!” dedi Bay. “Bir kurşun akbabanın işini görür hemen.”“Ya?” Diye sordum ben. “Peki bunu siz yapar mısınız?”“Hay hay!” dedi Bay. “Yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. Bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?”“Bilmem” diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki: “Ne olur, siz gene bir deneyin!”“Peki, peki!” dedi Bay. “Bir koşu gider gelirim.” Biz konuşurken, akbaba gözlerini bir Bay’a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. Şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı, hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımın içine daldırdı, derinlere gömdü. Ben sırtüstü yıkılırken onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.
________________________________________________________

22 Eylül 2010

Sen yürümelisin,beni bırakarak.
Kadın sustu,
Sarıldılar.
Bir kitap düştü yere,kapandı bir pencere
ayrıldılar.

Nazım Hikmet Ran

13 Eylül 2010

Bu gece kötü bir gece-imiş.

Bu gece gerçekten çok üzüldüm,
içten bi şekilde çok çok üzüldüm.
Evet çıkmasına üzülmekten çok kızdım.Kızgınlığım bilinçli,gerçekten Evet diyen insanlara değil(onları anlama problemi çekiyorum,mazur görüyorum) ama hayır diyip popolarını bodrumdaki-çeşmedeki tatilinden kaldıramayıp sonra "ay cahil ülkede yaşıyoroz" diyen saçma sapan insanlara.
Bir de Hakkarı %0 buna.
Şu ülke için yaptığın vergi ödemek dışında sadece bir şey var
tek hakkın bu ya,
boykot ne demek
Ne demek?!

12 Dev adama gelince;
Helal olsun
Hidayet Türkoğlu,Semih Erden,Kerem Tunçeri,Ersan İlyasova(son iki maç için bişey diyemem),Kerem Gönlüm,Sinan Güler,Cenk Akyol,Ender Arslan,Ömer Aşık,Ömer Onan,Engin Atsür,Oğuz savaş..
Canımız sağolsun


Sonuç olarak mutsuz bir gece bu gece.
ne diyim ki "iyi geceler"
umarım yarın uyandığımızda hala eski Türkiye olarak kalırız.

12 Eylül 2010

Şans

Mucizelere inanın
Var oluşunuz bile bi mucize
1.000.000 sperm arasından siz seçilmişsiniz.
Şanslısınız.

8 Eylül 2010

Frida Kahlo.

Senden;
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canım sıkıldığında benimle paylaşmadığını,kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hâlâ söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini,geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi;
Çünkü sevgim büyüktü.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım,
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.

Frida Kahlo

Not: Meksikalı ressam onlarca büyük ameliyattan geçmiş olmasına rağmen yine de sadece "Hasta değilim sadece paramparçayım, yine de resim yapabildiğim sürece hayatta olmaktan memnunum" demiş.Son sözleriyse:
"Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım." demiş.

Böyle insanların var olduğunu bilmek bana hep güç vermiştir.

Frida Kahlo

31 Ağustos 2010

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun.Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar.Gitsinler.
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık,
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı.
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü.
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti.
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz,
Sanki hiç olmamıştı..
Cemal Süreya

not: klişesiz insan olmak istiyorsanız cemal süreya okuyun.

21 Ağustos 2010

saplantıyı zaman geçirir-imiş.

Bazen bir şeylerle başa çıkamayacağımı anladığım zaman ne kadar kendimi bağırıp çağırmak gelse de içimden zamana bırakırım.Bunu "zaman unutturur" diye demiyorum tam aksine
zaman çok daha kemirir insanı-beklemek,bekletilmek ne gereksiz bir şeydir öyle.
Zaman daha çok acıttığı için daha kolay unutturur.Çünkü insan her ne kadar başkalarının yerine koysa da kendini önce kendisidir hayatta.
Bencillik doğamızda var. Ve biz ne zaman ki kendimize o durumun artık o kadar da önemli olmadığını inandırırız işte o zaman uçup gider kafamızdan.ve zamanda burda devreye girer.Zaman o kadar acıtır ki bir sabah uyandığında insan kendine bakıp "yeterince üzüldüm ben ya" diyip kafasından atabilsin.Ve yeni yerler,yeni insanlar,yeni olayların hayatımıza girmesiyle de etkileniriz arka plana atarız bu saçma saplantıları.
işte bazen bu saplantılarla başa çıkamadığımda durur
"insanı öldürmeyen şey güçlendirir" derim.
o yüzden ne zaman kötü bir olay yaşasanız acı eşiğiniz daha da yükselir.
ne zaman ki artık hiç birşeyi takmayacak konuma gelirsiniz
işte sizden mutlusu yoktur o zaman.
ama mutluluğun farkına varmanız için önce birilerine birşeylere bir yerlere saplanmanız gerekir.
ve şuan o yaştayız.saplanma yaşındayız. bir yerlere,birilerine,bir şeylere saplanmaktan korkmayın
sonunda unutucaksınız.
ve inanın üzülmekten kimse ölmez
ölücekmiş gibi hissettiğiniz zamanlarda bile ölmezsiniz.
çok bilmişlik bıdı bıdı diye demiyorum bunu
hayatınızda en çok bebekken ağladınız bunu hatırlamıyo olmanızın sebebi sadece yeni bir çok şeyin yaşanmış olması mı? Yapmayın..
zamanı küçümsemeyin..

birde jason mraz details in the fabric iyi gelir.

7 Ağustos 2010

Elli parça


Murathan Mungan-Elli parça
başucu kitabı diye ben buna derim.
"Kim bilir neden en basit gerçeklikler anlaması en zor olandır.Ben o zaman aşkın en önemli niteliğinin güç olduğunu anlasaydım,olaylar bir olasılıkla başka türlü çözümlenirdi.Ama güçlü olabilmek için insanın kendini sevmesi gerekir;kendini sevebilmek için de insan,kendini derinlemesine tanımalı,kendi hakkında her şeyi,en gizli,kabullenmesi en zor şeyleri bilmelidir.Yaşam seni bütün gürültüsüyle iterken bu tür bi aşama nasıl gerçekleşebilirdi? Bunu başlangıçtan beri yapabilen insanlar yalnızca olağanüstü yetilerle donatılmış insanlardır."

Susanna Tamaro/ Follow your heart.

6 Ağustos 2010

"yüzüyorsanız boğulmayın,
içiyorsanız çok için,
seviyorsanız sevişin,
üzülüyorsanız,..yapmayın, değmiyor."

Küçük İskender

1 Ağustos 2010

"Behind your image, below your words, above your thoughts, the silence of another world waits."
-John O'Donohue (1956-2008)

30 Temmuz 2010

Yenilenen/Yinelenen

Ben bilmiyodum nefretin aşk kadar güçlü bir duygu oldugunu dün öğrendim.Hep birilerinden bir şeylerden nefret etmişimdir. Yapımda var kinci bi insanım. Ama daha önce hiç böyle olmamıştım.Aşık olunca tüm insanlar 'o kişi'si her aklına gelişinde tekrar aşık olur yinelenen yenilenen bir şeydir bu.Nefretinde böyle olduğunu daha yeni anladım. Her seferinde yenilenen yinelenen bir duygu. Çok güçlü
Aşk ne kadar mutlu ederse bir insanı,Nefrette o kadar kemirir içini.
Bu yüzden her aşkın öncesinde yada sonrasında nefret edersin. yada her nefretin başında yada sonunda aşık olursun.Tamamlarlar birbirlerini.
Bugün o dediğine aşık olursun yarın şu dediğine
Yada bugün o dediklerini hatırlayıp nefret edersin yarın bir başkasına
aktif olan iki duygu
birbirine en zıt en yakın iki duygu
ne aşık olmak isterim ne nefret etmek
sevmek yada sevmemek en iyisi.
en az üzeni.
birilerini ya sevin yada sevmeyin
aşık olurken yada nefret ederken iki kere düşünün.
çünkü dediğim gibi bugün aşık olduğunuzdan yarın nefret/bugun nefret ettiğinize yarın aşık olabilirsiniz.
sizin için diyorum
yazık olmasın...

23 Temmuz 2010

o geceydi işte sis kaplamıştı her yeri..yanyanayken bile zor görüyoduk birbirimizi ben yanına kıvrıldım sen kollarınla sardın beni herşey bi başkaydı o gece.bana bir şeyler anlat dedin bende başladım mavi gökyüzü kırmızı balıklar beyaz bulutlar sen ben denizler.... ben devam ettim sen gözlerini kapadın mırıldanmaya başladın hıh dedim işte yine başladı şarkı söylemeye biraz daha sokuldum yanına kulağıma fısıldamaya başladın doğru tahmin etmiştim şarkı söylüyodun saçlarımı okşarken tüm gece o şarkıyı söyledin. ben sustum hayatımın en güzel gecesiydi.
seni sevmiyorum sana aidim
evet bu cümle bizim cümlemiz

o şarkı bizim şarkımız
"O kadar haklısın ki dayanamıyorum buna
O kadar güzelsin ki çok çirkin kaldım yanında
Korkum yaralanman hayatta
O kadar yalnızsın ki dayanamıyorum buna
O kadar sıcaksın ki çok soğuk kaldım yanında
Korkum yaralanman hayatta hayalperestsin
Güzel hayaller peşinde
Çok gençsin yanlış insanlar kalbinde
Hayalperestsin
Güzel hayaller peşinde çok gençsin çok gerçeksin
Bu yüzden çok güzelsin "

7 Temmuz 2010

Canım, all you need is love.

There's nothing you can do that can't be done.
Nothing you can sing that can't be sung.
Nothing you can say but you can learn how to play the game
It's easy.
There's nothing you can make that can't be made.
No one you can save that can't be saved.
Nothing you can do but you can learn how to be you in time -
It's easy.


All you need is Love
Love is all you need

12 Haziran 2010

The God Jr.

"Yitirdiğin herşeyde kazandığın birşey vardır,kazandığın herşeyde biraz yitirdiklerin
Bu yüzden birileri ısınıp dururken dinmez üşümelerin...
Hayat karşına nasıl çıkarsa çıksın,seni ne kadar yıpratırsa yıpratsın sakın vazgeçme..
Ve unutma....Eger hayallerin olmazsa bir gün başkasının hayali olamazsın
Her şey; bir sokak çocuğunun elini cebine sokabildiği kadar boş.
Öznesi olmayan cümleler gibi değersiz.
Ve senin "N'aber" soruna "iyilik" dediğim kadar yalan"

Küçük İskender

23 Mayıs 2010

My Name is Domino Harvey and I'm Bounty Hunter

Aksesuar niyetine sigara kullanan insanlar no:243

"That night, my coin was tossed. Heads, you live. Tails, you die. 50/50 chance. Life or death. This ain't Sunset Boulevard. My destiny was life. Life as a bounty hunter"

Ed: Why would a delicate little thing like you wanna be a bounty hunter?
Domino Harvey: I wanna have a little fun.


7 Mayıs 2010

cevapsız sorular
yardımcı kelimeler
yetmiyor cümleler
bilsem..kayboluyor gerçek
gerçek'ten bilemiyorum
soruyorum
kelimeler yardımcı olmuyor
cümleler bile
bilmeler çoğalıyor
ama uçup gidiyor rüyalar gibi
susuyorum...

Can Yücel

25 Nisan 2010

Pink Floyd


Her geçen gün biraz daha,biraz daha çok seviyorum onları. Realiteyi gösteriyorlar bana. Ama olan değil olması gereken realiteyi.

19 Nisan 2010

edith minturn sedgwick

Andy Warhol: I wonder if people are going to remember us?
Edie Sedgwick: What, when we're dead?
Andy Warhol: Yeah.
Edie Sedgwick: Well I think people will talk about how you changed the world.
Andy Warhol: I wonder what they'll say about you... in your obituary. I like that word.
Edie Sedgwick: Nothing nice, I don't think.
Andy Warhol: No no, come on. They'd say, "Edith Minturn Sedgwick: beautiful artist and actress...
Edie Sedgwick: ...and all around loon.
Andy Warhol: ...Remembered for setting the world on fire...
Edie Sedgwick: ...and escaping the clutches of her terrifying family...
Andy Warhol: ...Made friends with eeeeverybody, and anybody...
Edie Sedgwick: ...creating chaos and uproar wherever she went. Divorced as many times as she married, she leaves only good wishes behind. 


________________
The factory girl.

the girl on fire.

8 Şubat 2010

"mademki hadiselerin önüne geçemiyorum bırakayım hadiseler beni sürüklesin"

Sodom Gomore- Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Bugünün şarkısı: jason mraz-beautiful mess

30 Ocak 2010

Los Angeles Lakers!


Dünkü (30ocak2010) maçına takiben;

Geçen philedelphia maçı öyle pek eğlendiren,çoşturan cinsten bi maç değildi.Lakers sahaya çıktı,lakers yedi bitirdi.Kobe maç bitmeden yandakilerle konuşmaya falan başladı hatta :D iverson öldü gitti bitti.Ama boston maçı izlenmesi gereken bir maçtı son 5 dakikaısını ekrana yapışmış,paunun yüz ifadesine kitlenmiş,nefesimi tutmuş şekilde izledim.

Türkiyede basketbol oynayan insanlara sorulan en klasik sorudur bu
"Lakers mı tutuyorsun yoksa Boston mu?" diye sanki başka nba takımı yokmuş gibi.Mesela gidin bi spor mağazasına direk lakers yada boston formaları vardır.İşte bu yüzden bu maç pek fazla önemliydi.

Ben maçın gardenda olucağını duyduğum ilk an dedim uf kesin yeniliriz.Çünkü takımın sert oyununu geçtim,izleyenlerde kendi kaybediyo maç sırasında ki bunu da 3.çeyrekte gördük.Rajon rondo asteriks oburix iksirinden içmiş gibiydi :D

Şimdi kabul etmek gerek 1.çeyrek hariç gayet boston'ın hakkıydı maçı almak.Zaten son 30 saniyeye kadar da onlar alıyodu.Lakers'ın bu maçtaki en iyi oyuncusu Bynum'du.Hatta farmar bile oyuna dahil oldu.belki de bu yüzden aldık.ama yok yok düşündüm de almamızın sebebi tüm o sert oyuna ve o seyirciye rağmen soğukkanlı kalmamızdı ve şans bizim yanımızdaydı :)

son 30 saniyede kobe'nin kobeliği tuttu. Resmen savaştı adam onu iki tane tutan adama inat 300 spartalı gibiydi :D

ps: Rasheed wallace dikkat et seni fena döverim.Ne ayaksın sen? Pau'ya o itmeler filan neydi öyle? Yerler seni bilesin..Karşındaki 2.15lik bir dev.haberin olsun..

ps2: bynum ninja turtles'a benzemiyor mu?
ps3: 2şubattaki maç benim için izlemesi çok eğlenceli olucak.memphis-lakers.pau-marc-Gasol kardeşler :)

22 Ocak 2010

Pulp Fiction (1994)

Bu tarantino insanüstü bir şey..Hayır gerçekten söylüyorum ; Spielberg Almodovar, Tim burton ve Quantin Tarantino bir film yapmışsa gözü kapalı gitmeli insan.. Büyük eziklik hissettiğim bir konu düne kadar pulp fiction'ı izlememiş olmamdı. Ama artık aynalara bakabiliyorum,izledim. Beğeneceksin demişlerdi.. zaten beğeneceğimi bile bile izledim E dedim ya.. Tarantino bir başkadır. Kısa öz olarak çok beğendim. Hikayeleri anlatmak istemiyorum çünkü inanın boş işlerle uğraşmaktansa oturup bu filmi izleyin.Ben konusunu bilmediğim,hiç duymadığım iyi filmleri izlediğimde hep daha mutlu olurum..
 Ve galiba bir filmde en çok karakterlerin garip ilişkilerle birbirine bağlanmasını seviyorum (bkz: love actually,he is just not into you)
 Farklı sonlar,beklenmedik cümleler,kafa yoran diyaloglar...evet evet bunlar çekiyor beni. ve Tarantino'da bunları nası yapacağını biliyor..
(bkz: kill bill,inglorious bastards,reservoir dogs) özellikle rezervuar köpeklerindeki diyaloglar beni benden almıştır.Gerçi inglorious bastards'ı da es geçmemek lazım brad pitt'in yüzbaşıyla yaptığı konuşmalar akla zarardı.
Neyse sonuç olarak bunları izleyin-izletin.

 P.S: Uma Thurman bir süpermarkette anons yapan kadın olmalıymış :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...