iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

29 Nisan 2009

masal kahramanı

2007'de bi temmuz gecesi
(ilk yazım):
biz bir masal kahramanıydık 
bir vardık bir yoktuk hayatta 
sonunda prensin gelmeyeceğini bile bile başladık biz masallara 
masallarda anladık mutsuzlukla umutsuzluğun farkını 
masallarda öğrendik gözlerin neler anlattığını 
belki bir kırmızı başlığımız yoktu ama bizde o masallar kadar masumduk 
belki kırmızı elmadan yememiştik ama bizde anlamıştık varolmanın o sert duvarını 
bazıları hiç istemezken o şatafatlı balolara gitmemizi 
belki prens camdan ayakkabımızı bulur diyerek gitmiştik umutsuzduk.. 
gün oldu utançtan parmak kız olduk 
gün oldu jack’in fasulyesi gibi büyüdük böbürlendik 
aslında elimizde olan sadece küllerimizdi çok sonra fark ettik.. 
mutsuzduk.. 
tabi bazen de polyanna olduk tüm bu mutsuzluklar masaldır diyerek geçiştirdik 
gülümsedik 
sadece gülümsedik. 
hansel ve gratel de gibi karanlıklar içinde yürüdük 
karşımıza hangi cadının çıkacağını bilemedik 
sonunda cadıyı atamasak da ateşe seni bulmuştum ya kırıntıların ne önemi vardı? 
peki sen neydin sonunda prens olacak bir kurbağa mı mutsuzluk mu umutsuzluk mu? 
söylesene hangisiydin.. 
belki ateşler arasına kapatılmamıştım 
belki o büyük ejderha sadece gururdu ama 
neden kurtarmadın beni 
neden tutmadın elimden 
şimdi gelmiş massalların mutlu sonla biteceğini söylüyorsun 
neye inanıyım ki kahramanımı öldürdün sen benim 
vardık yoktuk ya benim yokluğumu getirdin bana 
balkabağım farelerim burada ya o camdan ayakkabım 
nerede bana anlatılan o büyük sihir 
yalandı..
gerçek; sadece yalandı 

sadece yenemediğin o ejderhaydı 
sadece masal kitaplarında kalmışcasına yüreğimde var olandı..
ve tüm bu olanları büyüdüğüm zaman anladım
e'ye..