iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Dreams are my reality."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor."

8 Aralık 2009

26 Kasım 2009

Veronika neden ölmek istiyormuş ki?


Bir solukta okunan kitaplara bir yenisi daha eklensin o zaman.
Hatta bir solukta kısmını birazcık açarsak kitap bittiği anda ikinci defa ne zaman okusam dedirten bir kitap.
Veronika hepimiz gibi sorunsuzluğundan sorun yaratan intihar etmiş ama bunu bile başaramamış bir kızcağız, yerleştirildiği akıl hastanesinde hayatının kıymetini "en iyi" şekliyle anlama hikayesi.

Ama paulo coelho yazmış yani. Diyecek pek de bir şey yok aslında.
En iyi 10 listesine düşünmeden yazarım

Okuyunuz..

17 Kasım 2009

puslu cam şarkıları

bir gün olurda yaslanırsa başın puslu cama
bir şey düşünmek istersen,
kısaca özenirsen romandaki,filmdeki o karaktere
bürünmek istersen o kimsesizliğe
yapmayacaksın.
çünkü düşünecek bir şey bulamayacaksın,
kendini üzeceğin hiç bir şeyin olmadığını farkedeceksin.
müziklerin hiç birinin senin içini acıtmadığını,hiç kimsenin yalvarışlarının önemli olmadığını,uğruna harcayacak şeylerin olmadığını anlayacaksın.
her zaman övündüğün o umursamazlığın bile seni umursamayacak.
kendini kapattığın o kapalı kutunun içinde aslında her şeyin yok olduğunu göreceksin.
kendi kendini hapsettiğine bir zamanlar
"iyiki" diyen sen,
"keşke"yi öğreneceksin.
Umarım öğrenirsin. çünkü bir şeylerin kıymeti sadece "keşke" dedikten sonra öğrenilir.geri gelmeyecek şeyler bazen daha ileriye götürür seni.O basını yasladığın puslu cam birden çok şey getirir hayatına,belki derinlerden,çok derinlerden kısık sesli bir mırıltı gelir kulağına,puslu bi şarkı uğurar içine,ses verir,hayat verir,seni verir.

belki çok sonra mutluluk bile gelebilir ~

15 Kasım 2009

isimsiz.

"Seni anlatacaktım..senden söz edecektim...yada senden haber edecektim.seni bilsinler istedim belki de... ismini söylesem kiminin aklına şımarık,kiminin aklına uysal,kimininde cahil,kiminde alim,kiminde mazlum,kiminde zalim,kiminde genç,kiminde yaşı,kiminde çirkin,kiminde güzel bir şeyler canlanacaktı.herkes kendi aklından,kendi geçmişinden,kendi kitaplarından,kendi tarihinden,kendi açısından yani "kendin"den bir olta takacaktı sana...rengini söylemeye kalksam kimi kötü,kimi iyi,kimi yakan,kimi yanan,kimi duran,kimi koşan,kimi ayık,kimi sarhoş sanacaktı.herkes "kendi" rengiyle boyayacaktı seni..Kokunu anlatsam kimi hoş,kimi iğrenç,kimi hafif,kimi ağır,kimi çiçekli,kimi baharatlı sanacaktı seni.Herkes "kendi" burnuyla koklayacaktı seni...Tadını söylesem kimi acı,kimi tatlı,kimi ekşi,kimi mayhoş,kimi tuzlu diyecekti sana.Herkes "kendi" dilinin bildiği bir tada bezetecekti seni..Huyundan söz etsem; kimi iyi,kimi kötü,kimi korkak,kimi cesur,kimi tembel,kimi çalışkan,kimi kahraman,kimi kaçak,kimi akıllı,kimi deli sanacaktı seni.Hepsi "kendi" kalbinden seyredecekti seni.

Baktım ki,neyinden bahsetsem "onlara",neyinden söz açsam "onlardan",neyini söylesem "onların" olacak;ne söylesem örtecek seni,sustum,hiç anlatmadım...
Suskunluk bile herkesin karnında başka bir çocuğa gebeydi.
Saklandım,beni gören seni bir şey zannetmesin diye..."

31 Ekim 2009

Yan karakterler hikayenin devamını sağlar.

Her kişi başlı başına bir hikayedir.Ana karakterleri ve yan karakterleriyle.Ana karakterler hikayenin temelini oluşturur,geleceğini belirler.Yan karakterse hikayenin devam etmesini sağlar.

Bazen yan karakter (yani o) çok görünür gözümüze, ana karakter yaparız (yani sen olur) işte siz siz olun bu yanlışa hiç düşmeyin.Çünkü sonunda bir bakarsınız ki asıl siz başkasının hikayesinde yan karakter (yani o) olup çıkmışsınız,hikayenin devamını getirmiş,göreviniz bitince de çekip gitmişsinizdir.

Bu hata başınıza geldiğinde üzülmeyin "olur öyle arada" deyip zamana bırakın,çünkü daha bir çok hikayede ana ve yan karakter olacaksınız işte bitti dediğiniz anda daha da güçlenerek ayağa kalkacaksınız "insanı öldürmeyen şey güçlendirir" derler ya,evet öyle olacak.Kendinizi bir anda başka bir hikayede başka karakteri oynarken göreceksiniz.Bu olacak çünkü hayatta tesadüflerin yeri yok.


Bir şeyin başlaması için başka bir şeyin sonlanması gerekir.

Bugünü Yaşama Arzusu

En büyük bilgelik şuandan zevk almaktır,çünkü tek gerçek budur. Başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalığınız olduğunu da söyleyebiliriz çünkü yalnızca kısa süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğunuz bu an ciddi bir çabaya değmez..

Irvin Yalom

21 Ekim 2009

şşt.. sessiz olursan belki görmez

sessiz ol..
sus dedim sana
duyucak işte şimdi
kapa şu ahmak çeneni.
işte geliyor.
şşt..
(tak tuk tak tuk )

lütfen görmesin lütfen görmesin lütfen görmesin lütfen görmesin.bi daha hiç kötülük yapmıcam kimseye.ve herkese iyilik yapıcam hatta apartmandaki kedisi olan garip kadına bile.lütfen görmesin.daha çok ders çalışıcam ve iyi biri olucam.sadece görmesin beni.

-bakıyorum da burdasın.
-evet.. (içim ezilmişti.daha demin söylediklerimin hiç mi önemi yoktu)
-benden kaçabileceğini zannettin dimi?
-hayır..ben öyle düşünmemiştim.sadece..gerçekten bak.
-hadi ama.şimdi kapı arkalarına saklanıyorsun.sabah uyandığında yüzünü yıkadıktan sonra görünmeyecek miyim zannediyorsun?

şşt.. sessiz ol.lütfen.bu seferlik beni görmemiş gibi yap.uyandığımda burda olma.lütfen lütfen.
-nereye kadar kaçabilirsin ki?

-belki bir gün.. olabilir.her şey mümkün olabilir.olabilir dimi?
(sinsice gülümsedi.bu beni daha çok deli etmişti.ateştendi gözleri ve küçük dudakları vardı.çok küçüklerdi.o kadar ki sanki biri o farketmeden götürmüştü..o ateş gözlerini bir daha dikti bana.gördüm.onu gördüm..tam gözlerinin içini gördüm.ve ansızın----

yansıma)

15 Ekim 2009

"İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk
"bu cümleleri unutmayın,bunu söyleyeni hiç mi hiç unutmayın."

3 Ekim 2009

artık çok geçmiş..


Yağmur ne zaman yağsa damlalar yakıyor canımı..
Hiç yağmasın diye günlerca çıkmıyorum yataktan
Ve sonra kabuslarım oluyorsun bir anda
Uyanınca anlıyorum ki dışarıda hala yağmur
Gerisin geriye vuruyorum kafayı başka kabuslara
Bazen diyorum güneş çıktı artık,artık bulutlar dağıldı
adımımı dışarı atmamla yine başlıyor yağmur.
Yağmur güncesi..
Kalıyorum bu sefer dışarda
Boşlukta..
Sadece yağmur var orada.
O kadar soğuk ki damlalar
uyuşuyor tüm bedenim-hareket edemiyorum.
Önce saçlarımı ıslatıyor damlalar
sonra yavaş yavaş bedenime,
en sonunda da içime ulaşıyorlar
Her damla
Her saniye
içinden çıkılamayan bir labirent gibi hatırlatıyorlar seni bana.
Nereye gitsem,hangi köşeyi dönsem sen.
Gözlerimi kapıyorum başka kabuslardır diye

Açınca bakıyorum gitmiş yağmurAma hala neden hiç gökkuşağı yok dışarda
Güneş ne zaman çıkar ki ortaya ?
"Zaman durunca" diyor bir ses derinlerden.
Kulak vermiyorum.
Susuyorum

Oturuyorum labirentin ortasına.
Karanlık bastırıyor.

Bilirsin en korktuğumdur karanlık.
Ağlamaya başlıyorum işte ondan sonra
Gülüyor yukardan bir ses bana
Ağlamak da damlalarla olur diyor.

susuyorum yine.. zaman duruyor
yavaş yavaş küçülüyor labirent

önce saçlarım gidiyor,sonra yavaş yavaş bedenim,en sonunda da içim.
gözlerimle son kez bakarken gökyüzüne bulutlar gitmiş,parlak renkli bir şey takılıyor gözüme.
şuna da bir bakın
gökkuşağı yeni gelmiş
ama artık herşey için çok geçmiş..

29 Eylül 2009

elburz bilge..

Bugün o ölen çocuğun;
adının Elburz Bilge olduğunu,
22 yaşında olup,
galatasaray lisesi 138. döneminden mezun olup galatasaray üniversitesinde okuduğunu,
bir sevgilisi olduğunu,
ve cenazesinde herkesin ağladığını öğrendim.

Gerçekten tanımadığım bir insan için daha önce hiç bu kadar üzülmemiştim.
Gözümle gördüğüm ilk ölüm..
Allah rahmet eylesin

21 Eylül 2009

MY MVP


PAU GASOL
MVP
2007 yılından beri yakın hatta ÇOK yakından takip ettiğim Gasol avrupa şampiyonası MVP'si olmuştur.Hakkettiği bir şeydi zaten buna laf eden olamaz heralde.Bu seneki tüm lakers maçları olsun eurobasket2009 olsun elinden gelenin en iyisini yapıyor her zaman.
he is my little giant.

15 Eylül 2009

işte 12 DEV adam

Şimdi göz göre göre nasıl dersin bunlar normal insanlar diye? Olmaz.. Yok.. Ayıp olur..

Onlar 12 dev adamdırlar gördüğümüz üzere.İspanya mı? Polonya mı? Bulgaristan mı? Hele ki Sırbistan mı? 
Güldürmeyiniz beni.Bir de "hedo"muz sakat olmasa herhalde ne olacak? 

Ben böyle bir şey görmedim.Kerem'in atıp da saliseyle kabul edilmeyen basketi sırasında cidden nefes almayı unutmuştum sanırım.Son 3 dakikayı söylemiyorum bile.
İspanya maçında Semihin,Sırbistan maçında İlyasova'nın 22 sayısı neydi öyle? İnsanüstü bir başarı resmen. Grupta ikinciliği garantiledikten sonra bence Slovenya devede kulak.

Çarşamba günü gelsin..Buyursunlar bekleriz..
Biz türkler çok misafirperver insanlarız.



PS: Slovenya seni yenemedik ama -ki yiğidi öldür hakkını yeme maç sizin hakkınızdı- Yunanistan'la oynamamız bence daha güzel. Dökeriz muhtemelen İzmir'den.

4 Eylül 2009

welcome to the jungle babies


naz ergün. eren yılmaz.

hoş geldiniz ailemize bebekler
nasıl güzelsiniz..
dünyadaki en güzel şeylersiniz haberiniz var mı ?!

3 Eylül 2009

mahrem

"oysa aşk dedikleri solup kurumaya mahkumdur bir sebebi olduğu andan itibaren"
elif şafak(mahrem/212)

4 Temmuz 2009

Nietzsche'den Sözler

"Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan ..." 

"Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır." 

"Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür."

"Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır." 

"Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece. Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar."

"İnsanları sevdiğinizi söylüyorsunuz! ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz" 

"Bana yalan söylemiş olman değil,artık sana inanmamam sarsıyor beni"

"Aşk, insanın nesneleri olmadığı şekliyle gördüğü durumdur"  

"Tanrı Öldü."

1 Temmuz 2009

Heads you live,Tails you die

Domino(2005)
keira knightley-mickey rougkey-edgar ramirez

“Yazı gelirse yaşarsın,tura gelirse ölürsün” hayatı bozuk bir paraya bağlı olan biri.Kendini başkası gibi göstermeyen neysem oyum diyen biri.İşte bu yüzden hayranım ona.O kendisi gibi.Ne ailesi ne çevresindekiler onun kafasının içinde soru işareti.O domino.Sadece domino.

Ve onun Domino olup izlediğim en iyi filmlerden biri olmasının sebebi ne mükemmel bi öyküsü olması ne soundtrackleri ne de keira knightley'in oynaması.
Seçimlerini sen seçersin, fedakarlıkların hep senin eserindir. Bir başkasının hayatı olarak yaşamaktansa fedakarlıklardan biri olarak gitmek çok daha makuldur.

26 Haziran 2009

michael jackson (1958-2009)
The King of Pop, who will be forever immortalized for his world-famous, trademark dance moves and chart-topping success..

5 Haziran 2009

sessiz bir hikaye..

bir hikaye anlatacağım sana bugün
sana ve seni anlatan
hikayedir ya, bir varmış bir yokmuş diye başlayalım..
bir varmış bir varmış,bir varmış kimse yokmuş.
kimse yokken x varmış.
bilinmeyenmiş..
x'in hikayesi dilden dile dolanırmış.
her zaman tutsak,her zaman bağlıymış.

"ben,böyle olsun istemedim"

..bağlıymış.bazıları deli demişler hakkında,bazıları mazoşist,bazıları sahibini ayna-x'i yansıma olarak tanımlamış,bazıları aşık,bazılarıysa sadece efsane diye adlandırmış.
x:ne erkek ne kadın.
sinir sistemi-beynindeki her hücre-kanının kalp sayesinde yol aldığı yol. bunların hepsi,bunların hiçbiri.

Kahramanımız x; yaşama savaşımı dersiniz,kendiyle mücadelesi mi öyle bir şeyde gel-gitler içinde sürdürürmüş devamlılığını.o,bir tutsakmış. bazıları kendini tutsak etti demişler onun için,bazıları sahibinin işkencesiyle sustuğunu söylemiş,bazılarıysa sadece efsane diye adlandırmış.o tutsaklığı kendi isteğiyle seçmişti. Hayır,bu bir seçim değildi.seçim iki yoldan oluşur onun önünde tek seçenek vardı.
tutsak olduğu yer onun mabediydi. kutsandığı yerdi. Aşk,kutsanmışlık...

"affet beni,bunu yapmak zorundaydım."

... aşk,kutsanmışlık.
ona bir güç gibi bakabilirsiniz..seçimini kendi yapan yaptığı seçimden her saniye pişman olup hiçbir saniye pişman olmayan.elindeki son şansını da anılarla gömen biriymiş x. sorgulamamış hayatında olanları. sorgulamamış-sorgulayamamış.sahibine sadakattan çok daha fazlasını vermiş.sahibi için söylenenlerse en az x kadar çok. genel olarak bulunan yorumsa hastalıklı bir ruh hali içinde kendine güvenemeyen hiçbir zaman güvenemeyecek ve bunun hırsından kendini x'e adamış biriymiş. evet,o bir insanmış. x onun havası,suyu,yemeği,mutluluğu,kızgınlığı,ihaneti,intikamıymış.Bu yüzden hergün farklı davranırmış.

"aslında olmadı birşey,lütfen affet beni."

davranırmış... Bugünküyse hepsinden karışıkmış, bugün sahip sinirli ve kızgın aynı zamanda x'e olabildiğince aşıkmış. Aşk,kutsanmışlık... Aşk,sahibini isteyen x. Aşk,sahip. Aşk, üstü yaldızlarla süslü,oymalı 18.yy'dan kalma bir ayna..

"gel buraya,sana yine beni anlatırım.beni affedersin.yaparsın -lütfen"

...ayna. İşte bugün gözbebeklerine bakarken yine x'in hiç olmadığı birşey görmüş sahip. Kuşku...x bunu kendi istememişti.kuşkulanmak içten gelen bir şeydi.ona engel olamıyordu.sahip bunu gördüğünde onun yanına yaklaştı. ona bir masal okudu,arkada fon müziği vivaldi-sahibin en sevdiği. x uyudu uyudu uyudu uyudu ve uyandı. aslında o hiç yoktu. yüzyıllardır yaşadığı şey bir gecede kaybolmuştu. Sadakat,mutluluk,mutsuzluk,kızgınlık,sevgi,nefret,intikam,aşk..
kuşku herşeyi götürmüş müydü?

"tamam o zaman,ne sen kal burda ne ben kalıyım. giden ne ben olıyım ne de sen.terketmişlik duygusu sarmasın bedenimizi.kalan ne ben olıyım ne sen terkedilmişlik duygusu acıtmasın içimizi"

...götürmüş müydü? Evet,kuşku herşeyi götürmüştü.

işte bu kadar.
hikaye bu kadar
boş yada dolu
bu bir hikaye..
amaçsız-temasız-anafikirden yoksun.

"hep sendin.sen olarak kalacaksın"

...anafikirden yoksun. şimdi bunları unut. tipiktir ama bu hikaye unutulmak için yazıldı.çünkü asla biri olmadı x.gerçek hiçbir zaman olmadı. çünkü;
x benim.
x sensin.
x erkekler ve kadınlar.
x sadece bir ayna.
seni sana gösteren.
sahip ve x.



"Uyumak uyumak uyumak ve uyumak için sadece bir masal yeterlidir..Uyanmak? onu yaşayamadım daha.Ben efsanelere inanmam."

29 Mayıs 2009

10 Mayıs 2009

Bin Muhteşem Güneş
Okumayan lütfen 1996'da afganistanda kadın olsun.
Kitap tek kelimeyle mükemmeldi.
Herkes okumalı. İnsan sahip olduklarını anlıyor.


"Bu kentin ne çatılarını aydınlatan ayları sayabilirsiniz,ne de duvarların gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi"

Saib-i-Tebrizi ...

6 Mayıs 2009

Léon

_________
Yazılacak çok fazla şey yok aslında.Hani bir filmden etkilenenler genelde o filmle kendini özleştirmiş insanlar derler ya ben inanmıyorum ona yani bi filmden etkilenmek için benzer seyler yaşamana ihtiyacın yok. Eğer öyle olsaydı Domino Harvey gibi biri olmalıydım yada Derek gibi olmalıydım(American History x). Ama değil işte. Bazen olmak istediğiniz karakteri görürsünüz izlediğiniz filmlerde.olmak istediğimiz değil de "evet ya ben bu karakterin neden böyle olduğunu anlayabiliyorum " olursunuz,karakteri hissedersiniz işte ölüp bittiğimiz filmlerdir bunlardır. Şu zamana kadar size 3-4 film sayardım böyle. mesela domino bu filmi izleyen 10 insandan 7'si filmi beğenmedi. ama benim filme bakış açım herkesle aynı değil ki insanların benle aynı yada benim onlarla aynı düşünmem beklenilsin.Bu filmde herkes ana fikirden ne çıkarır bilmem.Kalkıp size anladığım ana fikride söyleyemem. işte gıcık olduğum bişi daha bu."hadi bakalım bu filmden ne anladın?" bi film illa birşey anlamak için mi izlenir yada bir kitap illa birşey öğrenilsin diye mi okunur? Saçmalık.

Leon'a gelince. dedim ya etkileyen filmler olur bitince "ya bitmeseydin ya" dersin. işte leon böyle bi filmdi.Sonraki olucak şeyi düşünmeyi bırak direk ikilinin ilişkisi bile yeterdi filmin güzel olmasına.Yalnız bir adamın sevgi açlığı gibi gözükse de başka duygular daha vardı yani leon sadece tetikçi olup kendinden 20 yaş küçük bi kıza tanımlanamayan bi sevgiyle bağlanan herhangi biri değildi.Filmi ilginç yapan aslında ikilinin alakasız insanlar olması değil.Ve bence mathilda'nın bu karmaşık bi ilişkideki rolü sıfır.Tüm herşey,geçen her replik,yaşanan her sahne leon ve onun dünyasında oluyor.Filmin sonu tahmin ediyordum zaten başından ama yinede etkilendim.Bu da garip mesela;sonunu bildiğin birşey karşına çıktığında sanki hiç bilmiyormuş gibi etkilenmek? Ama cidden film etkiledi beni."SHAPE OF MY HEART" şarkısının rolünü küçümsemek de olmaz.
"this is from mathilda"

Mathilda: Léon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor, biliyor muydun?
Léon: Daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nereden biliyorsun?
Mathilda: Çünkü hissediyorum.
Léon: Nerede?
Mathilda: Karnımda. Sıcacık. Daha önce hep bir yumru olurdu. Ama artık geçti.



Luc Basson - 1994.
p.s: jean reno babam olsun mu? :)

29 Nisan 2009

masal kahramanı

2007'de bi temmuz gecesi
(ilk yazım):
biz bir masal kahramanıydık 
bir vardık bir yoktuk hayatta 
sonunda prensin gelmeyeceğini bile bile başladık biz masallara 
masallarda anladık mutsuzlukla umutsuzluğun farkını 
masallarda öğrendik gözlerin neler anlattığını 
belki bir kırmızı başlığımız yoktu ama bizde o masallar kadar masumduk 
belki kırmızı elmadan yememiştik ama bizde anlamıştık varolmanın o sert duvarını 
bazıları hiç istemezken o şatafatlı balolara gitmemizi 
belki prens camdan ayakkabımızı bulur diyerek gitmiştik umutsuzduk.. 
gün oldu utançtan parmak kız olduk 
gün oldu jack’in fasulyesi gibi büyüdük böbürlendik 
aslında elimizde olan sadece küllerimizdi çok sonra fark ettik.. 
mutsuzduk.. 
tabi bazen de polyanna olduk tüm bu mutsuzluklar masaldır diyerek geçiştirdik 
gülümsedik 
sadece gülümsedik. 
hansel ve gratel de gibi karanlıklar içinde yürüdük 
karşımıza hangi cadının çıkacağını bilemedik 
sonunda cadıyı atamasak da ateşe seni bulmuştum ya kırıntıların ne önemi vardı? 
peki sen neydin sonunda prens olacak bir kurbağa mı mutsuzluk mu umutsuzluk mu? 
söylesene hangisiydin.. 
belki ateşler arasına kapatılmamıştım 
belki o büyük ejderha sadece gururdu ama 
neden kurtarmadın beni 
neden tutmadın elimden 
şimdi gelmiş massalların mutlu sonla biteceğini söylüyorsun 
neye inanıyım ki kahramanımı öldürdün sen benim 
vardık yoktuk ya benim yokluğumu getirdin bana 
balkabağım farelerim burada ya o camdan ayakkabım 
nerede bana anlatılan o büyük sihir 
yalandı..
gerçek; sadece yalandı 

sadece yenemediğin o ejderhaydı 
sadece masal kitaplarında kalmışcasına yüreğimde var olandı..
ve tüm bu olanları büyüdüğüm zaman anladım
e'ye..

23 Mart 2009

Gocce di memoria


Ferzan Özpetek gerçekten başarılı bir senarist ve yönetmen. 'cahil periler', 'karşı pencere','harem suare' gerçekten mükemmel filmlerdi. ama bu yazımda onun filmlerini anlatmayacağım. 'karşı pencere' yani 'la finestra di fronte' filmi benim için hakkaten ayrı bir yere sahiptir. bazı filmler sırf konusu güzel diye sevilir,bazılarında kadro çok iyidir,bazılarında efektler çok iyidir, bazılarındaysa soundtrack...Bu filmde de öyle.Başka bi müzik olsa sanki film eksik kalırmış gibi.Hakikaten karşı pencere filminin gocce di memoria'sı olmasa film eksik kalırdı. sözleri anlamasanızda anlıyorsunuz işte. öyle ki ilk dinledikten sonra şarkı olmazsa olmazınız haline geliyor. anlamıyorsunuz ama 'kesin içinde bana ait bir şeyler vardır' diyorsunuz. ben filmi ilk izledikten sonra şarkıyı direk araştırmıştım.sözlerini belki 50 kere okumuşumdur. ama çevirisine bakmak bugun aklıma geldi. ve beni daha iyi anlatan başka bir şarkı olamazdı. bugun bu şarkıya bakmam bir tesadüf mü?
Tesadüf Diye Birşey Yoktur !


çeviriyi burdan okuyabilirsiniz. 43.'yü tavsiye ediyorum:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=gocce+di+memoria&kw=&a=&all=&v=&p=2

21 Mart 2009

...
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.
...

Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.

Murathan Mungan

12 Mart 2009

bence sen de şimdi herkes gibisin

...
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazım Hikmet.

o gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biri
onu hiç unutmadık