iki eşittir bire


"A non-writing writer is a monster courting insanity."

"Dreams are my reality."

"Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri."

"...küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti. "Bu baskılara, bu sertliğe dayanamam" diyordum; zamanla her şey yumuşadı. Düşünceler insanın canını acıtmıyor; biraz sersemletiyor o kadar. Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor." Tehlikeli Oyunlar

23 Nisan 2017

Ölümden en çok korkan insan aklından geçen her işe başlayıp sonra hepsini yarım bırakan insandır.

17 Nisan 2017

demek ki

"... Onun ayrıca tezleri var, yazları ve kimsenin bilmediği ölü dilleri var; istesem de ona yetişemem. Kafamda yetişirim tabii. Sen kendini teselli et. Öğretim üyesi kim bilir ne esaslı şeyler düşünüyor şimdi? Kuzeyde ya da güneyde konuşulan ya da konuşulmayan bütün dilleri anlıyor. Ona "norgunk" desem, belki hemen karşılık verir; "teslarom" der, gülerek. Rezalet! Telefona davrandım. Acaba iyi bir şey olacak mı? Hayır dedim kendi kendime. İyi şeyler birden bire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiç bir şey çıkmaz. "

İnsan bir kitap okurken en yakın arkadaşıyla dertleşiyor gibi hisseder mi? 
Oğuz Atay okuyorsa pek tabii.

17 Şubat 2017

Aidiyet

Benim insanlarım bir ülke dolusu kadar,
bizim ait hissettiğimiz özgür ülkede sizin kötülüğünüze zaten yer yok.
Bir gün gelir de zorla bizi gitmeye zorlarsanız,
emin olun,
siz, demeçleriniz, politik çarpıklığınız zamana yenik düşer,
biz yine küllerimizden doğar damarlarımızdaki kudretle Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden devam eder, özgür ülkemizi geri alırız.

Benim insanlarım çok güzel,
benim insanlarım bir dünya kadar.

16.02.2017

13 Şubat 2017

12 Aralık 2016

Ali İsmail Korkmaz'a üzülen Berkay Akbaş'a üzülen potansiyel ölü bizler...

Sizin hiç evinizi yaktılar mı?
Hiç masum onlarca insan evinizin içinde öldü mü?
Bizim evimizi yaktılar, onlarca insanımızı kaybettik.

Beşiktaş, 10 Aralık 2016


19 Kasım 2016

florence





I don't believe it but I guess it's true,

some feelings, they can travel too..

29 Ekim 2016

Nutuk

Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve detaylı söylevim, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikayesidir. Bunda, Milletim için ve gelecekteki evlatlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.

Efendiler, bu söylevimle, milli varlığı sona ermiş sayılan büyük bir Milletin, bağımsızlığını nasıl kazandığını ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. 

Bu sonucu, Türk Gençliğine emanet ediyorum.

"Ey Türk Gençliği! 
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir..."

Cumhuriyetimizin 93. yılı kutlu olsun. Türkiye Cumhuriyeti daim olsun.

14 Ağustos 2016

Bir

Dürüst olmak, üçüncü şahıslara karşı takındığınız tavırlarınızla veya tutumunuzla ölçülebilecek ve teşhisi başkası tarafından konulabilecek bir erdem değildir. Ailenize, arkadaşlarınıza, sevdiğiniz insanlara  karşı "içinizdeki neyse" ona göre davransanız ve hep doğru olanı söyleseniz de gündelik hayatın monoton (hatta) sıkıcı karmaşası içinde asıl önemli olan kendinize doğru soruları sormak ve dürüstlükle cevap vermektir. İnsanın kendisine karşı dürüst olması için de ilk olarak cevabını bildiği soruları başkasına sormaktan vazgeçmesi ve başka cevaplar almayı ummaması gerekir.

Kendinize durmadan bir soru sorup yine de cevap alamama ihtimalinizin olduğunu söylemezsem ikiyüzlülük etmiş olurum. Ama bilmeniz gereken şu ki, o durumda bile, yani çıldırtacakmış gibi gelen sessizlik ve hissizlik anında bile hiçbir şey olmaz. Demek ki, o basit üç cümle (her ne ise) daha söylemeye diliniz varmıyor. Demek ki, hayatınız boyunca edindiğiniz tecrübeleriniz, duyduklarınız, gördükleriniz ve okuduklarınız o sorunun cevabını vermekte sizi yarı yolda bırakıyor. Ve bu gerçekten hayatınızın gidişatını etkileyecek bir sorun değil. Her şeyi bilmek için bu dünyaya gönderilmediniz. Hiçbir şey bilmediğiniz halinizle öğrenebildiğiniz kadar şeyi öğrenmek için gönderildiniz. Emin olduğum bir şey var ki, siz bu dünyaya düşünmek için gönderildiniz. Sizi uyutmayan, huysuzlaştıran ya da ne idüğü belirsiz hale sokan sorularınızın cevabını diğer insanlar biliyor olsa da, o duyacağınız ve tecrübedir diyip benimseyeceğiniz, yerine kendinizi koyacağınız, belki de akıl alacağınız o hikayeler sizi olduğunuz yerden (belki) iki adım ileri götürecek olsa da siz yine de bilmişlik yapın, inatçı olun, kafanızın dikine gidin.  Yürümeden koşmayı mı öğrenmek istiyorsunuz? İlle de olmayacak şeyi deneyecek misiniz? Deneyin. Düşün, ağlayın ve sonra da kalkın.

Dünyaya ilk gönderilen insandan son doğacak insana kadar iki kişinin hikayeleri birbiriyle aynı olmayacak. Bu yüzden demem o ki; sorunun cevabını bilmiyorsanız ve beklemek istiyorsanız bekleyin; sorunun cevabını biliyorsanız ama cevabı doğru değilse, tekrar edin doğrusunu öğrenin (yada ilk duruma dönüp beklemeye devam edin); sorunun cevabını doğru biliyorsanız da bir sonraki uykusuz geceye kadar arkanıza yaslanın ve olanları izleyin. 

Açık konuşmak gerekirse, bu dünyada içinde baş rolü oynadığınız hikayeniz yalnızca bir kere yazılacak. Zamanı geldiğinde hikayeye yön vermek sizin elinizde; bunun için de bazen oyun içinde olacaksınız ve bazen de bir seyirci olarak tek derdiniz heyecanınız, mutluluğunuz, üzüntünüz yani demem o ki siz olacaksınız. Hiçbir şey yapmıyorum diye hissettiğiniz ve kendinizi sorguladığınız zamanlarda bile kendinizi tartmanın, geçmişte olduğunuz insana veya gelecekte olmak istediğiniz insana göre şuanki halinizi kıyaslamanızın, değerlendirmenizin; dürüstlük kadar hayati bir diğer erdem olan özsaygının da bir göstergesi olduğunu bilmenizi isterim.

Esra Uçar

30 Haziran 2016

İstanbul

Dünyanın en güzel şehrinin yaşadığı bu hüznün hesabını nasıl vereceksiniz ?

16 Haziran 2016

yine yeniden Fitzgerald

"Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. Ya da benim durumumda asla erken değildir. Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bu işin bir kuralı yoktur. Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz. Umarım seninki mükemmel olur. Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın. Umarım daha önce hiç hissetmediğin duygular yaşarsın. Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla tanışırsın. Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın. Ve eğer yaşamadığını düşünürsen, umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun."

Bulduğun zaman da dünya çok küçük gelmeye başlar, her şey olması gerektiği gibi olur sonuçta en ücrada kalanla karşılaşırsın. 
Yaşarsın. 
Sen zaten daha yaşamalısın.

25 Mayıs 2016

"Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu.Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüşmeden yaşayıp gidiyorlar.Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. "

8 Nisan 2016

rüya

Bir sesin diğerini çağırırdı,
bir bilinmezin ardındakini,
sonsuz derdin ne kısa-
sonra bir bakardın sabah olmuş;
yarattığın karakterler yanılırdı,
onlar zaten yanılmalıydı.

25 Ocak 2016

J.D

bir diğer su gibi berrak cümle: 

“She wasn’t doing a thing that I could see, except standing there leaning on the balcony railing, holding the universe together.”

Ocak

kelimeler dökülsün sokaklardan.
kelimeler yan yana sıralansınlar. 
kimse gerçeği anlatamaz;
gerçek kelimeleri kaldırmaz.
bu yüzden biz bu gece,
bu yüzden hiç hesapsız,
ve bu yüzden eşit olmak zorundadır iki bire.

zaman hayal kurma zamanı değil, hayaller başkalarının anıları..
hiçbir hayal içinde bulunduğumuz şu iki saniyelik gerçeklik kadar güzel olamaz.
bir-
sesin kulaklarımda yankılanıyor, gözlerinde kendimi görüyorum;
iki-
yıllardır sakladığın kokun gizlice üstüme siniyor, ısınıyorum.

bundan sonra yılın ilk ayında ne zaman kar yağsa mutlaka pencereni açık bırak-
bırak ki nefesin tenime değsin.

18 Aralık 2015

An

Merhaba, 

Fark etmedim sanma ki tüm gün benimle göz teması kurmamak için kafanı sola çevirdin. Sanıyorum aklında bir soru var ve cevabını yıllardır bulamıyorsun. Özellikle tek başına geçirdiğin şöyle günlerde içini kemiriyor ve hatta nefes bile alamıyorsun.  Lütfen rahatsız olma, samimiyetimi de mazur gör, masana kadar gelebilmemin tek sebebi bir tanıdığıma tahmin edebileceğinden çok benziyorsun. Hem sana eşlik etmek hem de yıllardır aklını kaçıracakmış gibi hissetmene sebep olan sorunun cevabını şuracıkta vermek istiyorum. Kendime güveniyormuşum gibi gözüktüğüme bakma, bugün senin şanslı günün, ne tesadüftür ki bugün dünya benim etrafımda dönüyor! Hemen sadede gelelim malum öyle çok oturamayız, senin acelen var.

Düşünsene şimdi sana "öncelikle zihnini boşalt" gibi kitaplık cümleler kuruyormuşum ve daha vahimi sen de bunu yapıyormuşsun. İşte o zaman işe yarar bir akşam olurdu ama lütfen bunu asla yapma. Sen bunun tam tersini yap ve zihnini doldur; o kadar çok biriktir ki aklına gelen türlü şeyleri, kelimeler bir anda, sen istemeden dökülsünler; o kadar çok yorul ki artık uyumaya zamanın olsun. Şu evrende yeterli takdiri göremeyen bir diğer mucizenin de uyku olduğunu insanlarımız bilmiyor. 

Dur dur bunları bir kenara bırakalım senin acelen vardı değil mi? Gidiyordun.
Sorunun cevabına gelirsek eğer, lütfen düşünmeyi bırak; çünkü inan hiçbir şey değişmezdi.

Eminim aniden kendini yine benimle aynı kafede oturmak ve kafanı çevirmeye zorlanırken bulurdun,
bir sürü tesadüfi olay senin başına gelirdi.
Belki biraz daha içerdin, hatta muhtemelen daha çok içerdin, daha fazla yalan söylerdin, sorumluluklarını kenara bırakmak için başkalarını oyuna katar ve ah! hayattan ne çok sıkılırdın; ama aklındaki soruyu bu masadayken (ben yanı başındayken) yine kendine sorar ve cevabını tüm gün düşünürdün. Ve şaşırtıcı başka bir şey duymak ister misin?
Beş sene sonra kendini nerede görüyorsun sorularının tek doğru cevabı da kendine sorularını sormaya devam edecek olmandır. Zira yetinmeyi bilmeyen biz ademoğlunun oyuncağı haline gelmiş bir soru kalıbı varsa o da "acaba şöyle olsa ne olurdu?" sorusudur. Cevabından çok bizi götürebileceği ihtimalleri severiz. Hatta biri cevabı bilse ve bize söylese işte o zaman kaçacak yer ararız!

Aklın karışmasın sana gök kuşaklarından, mutlu serüvenlerden bahsetmiyorum.
Bunların sığ görüntüler-
(eğer istersen) sana şu saniye sunabileceğim şeyler..
ben sana başka bir şeyi sunuyorum:
sana görmediğin şehirlerden, tanışmadığın ruhlardan bahsediyorum-
kendini sıfırdan yaratma imkanını bahşediyorum.

Ama malum, o zaman dahi hiçbir şey değişmezdi.

Sen de bu sabitliğe içerlerdin önceleri, intikam planları yapardın, sonu bitmez dinleme isteği duyardın, bulunulan andan kaçma çabaları, başkalarının hayatlarında kendini tanımlama gafleti... böyle giden bir liste içinde olurdun ama o zaman bile iki artı iki kat'iyen dört olmazdı, sen öyle olduğunu sanırdın.

Çünkü "yarattığın karakterler hep yanılırdı, onlar zaten yanılmalıydı."

Sonunda da bir gün bir bakmışsın her şey unutulurdu.
Bir sabah uyanırdın ve gerçeği karşında bulurdun.
Daha önce bahsetmiş miydim? Gerçeği yalnız sabah uyandığın anın içerisinde bir kaç saniyede bulurdun; işte bu yüzden evrende yeteri kadar takdir görmeyen bir mucize olarak uyumak-

Seni daha fazla tutmayayım, yetişecek yerin var. Yarın aynı yerde ve saatte görüşmek üzere.

2 Aralık 2015

Ters

...
seninle bilinmedik yerlere gitmek gözümü korkutmuyor.
gündüz vakti uyumak zor gelmiyor.
kendimi anlatmanın o korkunç zahmetine hiç mi hiç girmiyorum.
en özenileni de bulunduğumuz anı güzelleştirmek için çabalamama gerek yok.
hayatımda olmana gerek yok ama sen varken ters yönde giderken herkes yanlış taraftaymış,
diğer herkes hata yapıyormuş da biz doğru gidiyormuşuz gibi..
kaza yapsak umrunda değil çünkü biz doğru yoldayız.
birileri yaralansa kim düşünür!
gitmemiz gerekiyorsa, doğru yoldayız.
dünya dursa, müzik kesilse- yangınlar çıksa;
bir saniye düşünmem,
fısıldadığın gibi seninle ben doğru yoldayız.

3 Kasım 2015

Hukuk Fakültesine Giriş 101


Üniversite hayatının son döneminde okuyan bir öğrenci olarak öncelikle yazacağım bu yazı için “hukuk” bölümüne dair tüm önyargılarınızı, üçüncü kişilerden duyduğunuz korkutucu hikayeleri ve şehir efsanelerini kafanızdan atmanızı rica edeceğim. 
Eminim şuan tercih etme aşamasındaki kişiler için akıllara gelecek ilk soru :
“Onca bölüm arasından neden hukuk seçmeliyim?” olabilir. 
Ve eminim çevrenizdeki sözü geçen belli kesimler bu soruya birbirinden çok başka cevaplar verecektir. Bilirsiniz işte;

“İşinin belli olacağı bir meslek seçmek istemez misin?”

“İnsanlık varlığı süresince devam edecek bir meslek hukukçuluk.”
“En kötü tanıdıkların avukatı olursun canım ne olacak!”
“Bu aileye bir avukat şart! ”
“Noter ol, noterlikte çok para var! Oturdukları yerden ne çok para kazanıyorlar bir bilsen…” 
Hatta konu üzerine aile meclislerinde yapılan uygunsuz şakalara da konu olur hukuk bölümü tercihi meselesi:
“Boşanma avukatı ol sen, bak biz hiç geçinemiyoruz, amcanı değil beni savunursun, ha-ha!”
ve benzeri…

Şimdi hep birlikte yapacağımız şeyi söylüyorum: Tüm bu cümleleri alıp en yakın çöp kutusuna atıyoruz. Çünkü inanın bunların hiçbiri hukuk okumanız için bir sebep olamaz. 

Bir de bilirsiniz “Sakın hukuk okuma!” cümleleri de dolanır insanların dilinde:

“Tüm o kanunları ezberlemek zorundasın.”
“Sayısal zekası olan insan hukuk okuyamaz. ”
“En az 8 senede bitirirsin okulu.”
“Sosyal çevren olmaz, sadece kariyer odaklı bir insan olur çıkarsın!”
“Bu ülkede hukuk okuyup ne yapacaksın, sanıyor musun ki okuduklarınla uygulamayla aynı olacak!”
“Sabahlara kadar uykusuz kalacaksın, tüm hocaların egolarına maruz kalacaksın”
ve benzeri…

Şimdi hep birlikte yapacağımız şeyi bir kez daha söylüyorum: Tüm bu cümleleri alıp en yakın çöp kutusuna atıyoruz. Çünkü inanın bunların hiçbiri hukuk okumamanız için bir sebep olamaz.

Tüm samimiyetimle ve tarafsızlığımla hukuk bölümünü biraz anlatmaya çalışacağım size:

Yıl 2011, tam üniversite sonuçlarım geldi ve tercih dönemindeyim. Bilgi almak, sundukları imkanları öğrenmek için okul okul geziyorum. Ondan fazla devlet okulu ve özel okul gezdim; birçok tanıtıma gidip, hukuk bölümünün her okul için ne kadar kıymetli olduğunu, hukuk okumaya hevesli öğrenciler için ne imkanlar sunduklarını araştırdım. Sonuçta tüm geleceğimi etkileyecek bir seçimdi- öyle sallapati yapılmamalıydı. Kısa keseyim; son gittiğim tanıtım günüyse şuan bulunduğum yerde olmamı sağladı. O günden aklımda kalan kısa birkaç cümleyle neden bu bölümü ve okulu seçtiğimi anlatmak isterim.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul kampüsündeki tanıtıma gittim; okul güzel, insanlar arkadaş canlısı -tabi diğer her tanıtım ekibi gibi- gezdik ve sonra tanıtım yapılacağı alana gittik önce dekan kısa bir konuşma yaptı ve sahneye konuşma yapmak üzere özenli, kendinden emin ve güleryüzlü bir hoca çıktı (kendisi daha sonrasında hukuk fakültesi hayatım boyunca en saygı duyduğum hocalarımdan biri Yeşim Atamer'di); yaptığı tüm konuşmayı tamamiyle hatırlamamakla birlikte şu cümleleri aklımdan hiç çıkmadı ve bugün neden hukuk okuduğumu her seferinde hatırlattı;

“Eminim buraya hepiniz hukukun korkutucu halini duyarak geldiniz ama benim söylemek istediğim bir şey var ki lütfen bunu unutun çünkü hukuk size sadece kanunlarda yer alan kuralları sunmaz, her kanunu ezbere biliyor değiliz. Davalardan davalara koşmanızı sağlamaz. Hukuk size bir bakış açısı kazandırır. Televizyon izlerken artık başka bir gözle izlersiniz, bir haber okuduğunuzda aklınıza diğer insanların nasıl düşündüğü gelir, eşitliği her alanda görmek istediğinizi farkedersiniz. Hukuk sizin sadece büroda, adliyede değil kendinizde, günlük hayatınızda, olağan konuşmalarınızda karşınıza çıkar ve bu sizi özel kılar.” 

Bu konuşmadan sonra yer almak istediğim bölümü ve okulu anlamıştım. Hukuk bir kurallar yığını değildir; bunu zaten birinci sınıfta öğrenirsiniz. Hukuk gerçeklerdir, olaylara bakıştır, düzenlemelerdir, nasıl mantık yürüteceğinizdir, analizdir, iletişim becerisidir. Hukuk okumak isteyen bir insan hem bilimsel hem toplumsal her alanla iç içe olmak zorundadır. Benim hukuk seçmemin en önemli sebebi de siyasetten, sosyolojiye, çevre düzeninden, uluslararası düzene, aile ilişkilerine gelene kadar çevremde gördüğüm her şeye yeni bir bakış açısı kazanmaktı ve 4 sene sonunda size içtenlikle söyleyebilirimki bunu kazandığımı düşünüyorum. Ve inanmazsınız şehir efsanesi olan “Hukuk öğrencisi asosyal olur” önyargısını çevremdeki kimsede görmedim hatta bunun sosyal hayatıma katkısı olduğunu bile söyleyebilirim. Çünkü her boş zamanınız bir anda kıymetli zamanınız oluyor. Ben hukuk okurken bir çok projeye ve derneğe katıldım, profesyonel bir yelkenci oldum ve aynı zamanda amatör bir yazara dönüştüm ve her alanda da okuduğum bölümün çok faydasını gördüm.

Yukarıda saydığım nitelikleri hayatında görmek isteyen ve bu bölüme karar vermiş biri için inanın ezberlenecek üç madde, okunacak beş kitap gözünde büyümeyecektir. 

Kolay iş yoktur. 

Dünyanın en basit işini de yapıyor olsanız sevmiyorsanız eğer, tatmin olmayacaksanız işe gitmek her halükarda eziyet haline gelir ve sosyal medyalarda “OF YİNE PAZARTESİ” yazmaya devam edersiniz.  Size bu bölümün ve yapacağınız işin kolay olacağını asla söylemiyorum; ama günlük hayatta her konu hakkında en azından çağrışımınız olan bir fikriniz olması kendinizi çok iyi hissettiriyor. Çünkü dünyadaki her şey gibi hukuk da bir değişim içinde ve karşılaştığınız her alanda.  Bir başka saygıdeğer hocam Cüneyt Süzel'in de bir dersinde bahsettiği gibi:
“İyi bir hukukçu kanunda yazan maddeleri ezbere bilen değil, güncel gelişmeleri takip eden, bunları uygulayabilen hukukçudur.”

Dolayısıyla sistemler değişir, kurallar değişir ama hukuk fakültesinin size kazandırdığı bakış açısı size verilebilecek en saygın eğitimlerden biridir. 

Dinlemeyi ve anlatma üslubunu öğretir. 
Sorunlardan kaçmayı değil, çözmeyi öğretir.
Eşitsizliğe karşı durmanızı öğretir.
3. kişilere yardım edebilmeyi öğretir.

Ve inanın istisnası yoktur ki, tüm bunlardan sonra size iç huzuru ve yolunda gitmeyen şeyleri değiştirebilme inancı getirir. Ki eğer bir insanın nihai hedefi mutlu bir hayat geçirmekse, hukuk size bir ömür boyu yaşamınızda çalışma hevesinizin varolması için yeterlidir.

Umarım bu yazının kafasında soru işareti olan arkadaşlara küçük de olsa yardımı dokunmuştur.

- Bu yazı yakında sitesi açılacak hukukariyer.com için yazılmış bir yazıdır. Güncel gelişmeleri takip edebileceğiniz bir platform olduğu için ilgili arkadaşlara duyrulur!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...